7 Kasım 2020 Cumartesi

Coronadan korunmak için evde de maske takmak faydalı çıktı!

Corona virüs süreciyle birlikte hayatımıza dahil olan maskeleri evlerde de kullanmanın yararlı olduğu ortaya çıktı. Covid-19'un aile üyeleri arasında yayılmasını önlemek için evde maske takmak, yüzde 79 etkili. İşte o araştırmanın sonuçları...

ABONE OL


Henüz kimsede semptomlar görülmeden evde maske takılırsa...

Makalede öte yandan evde maske takmanın sadece ailede herhangi birinde Covid-19 semptomları görülmeden önce etkili olduğu da vurgulandı.

Çalışma çerçevesinde katılımcılara evlerindeki hijyen ve salgın sırasındaki tutumları konusunda sorular soruldu.


Uzmanlar ayrıca 14 günlük kuluçka döneminde hangi faktörlerin yeni tip corona virüs bulaşma riskini artırıp azalttığını inceledi.


Virüsün enfekte olan ilk kişiden diğer aile üyelerine yayılmasına, 124 ailenin 41'inde rastlanırken toplamda 77 yetişkin ve çocuğa bu yolla Covid-19 bulaştığı görüldü.


Virüsün yayılmasını yüzde 79 etkiliyor

Ailede enfekte olan ilk kişide henüz Covid-19'un semptomları görülmezken evde maske takmanın, virüsün yayılmasını engellemede yüzde 79 etkili olduğu belirtildi.

Pekin Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi'nde görevli uzmanlar, "Bu çalışma, semptom başlangıcından önce evlerde yüksek bulaşıcılık riskini doğruluyor.


Evlerde bulaşmayı önlemin yolları

Evlerde maske kullanımı, dezenfeksiyon ve sosyal mesafe gibi farmasötik olmayan önlemler, Covid-19'un salgın sırasında yayılımını önleyebilir" değerlendirmesini yaptı.

Çalışmada ayrıca her gün dezenfektan kullanımının, evi havalandırmanın ve araya bir metre mesafe koymanın, kalabalık ailelerde bile virüsün bulaşma olasılığını azalttığı belirtildi.


Bunun yanı sıra araştırmada çocuklar arasında bulaşıcılığın daha düşük olduğu bulguları elde edildi.


2a424994655c494e93c9717a3246656a

Yaz aşkları bir ömre taşınabilir mi?

Deniz, kum, güneş ve romantizm. Ardından 'merhaba' gerçek yaşam! Yaşananlar tatil bölgelerinde mi kalmalı yoksa gerçek yaşama taşınmalı mı? Yaz aşkları sürdürülebilir mi?

Yaşam Sihirbazı kitabının yazarı Kişisel Gelişim Uzmanı Turhan Güldaş, yaz aşklarının gizemli yönlerini ve uzun ömürlü ilişkiye dönüştürme formüllerini açıkladı.

Deniz, kum, güneş, romantizm ve elbette ki yaz aşkları. "Yaşandı bitti" mi demeli yoksa bir ömre sığdırmak için çabalamalı mı? Uzun soluklu bir ilişki için neler yapmalı? Yaşam Sihirbazı kitabı ile okuyucuları kişisel gelişim yolculuğuna çıkaran Kişisel Gelişim Uzmanı Turhan Güldaş; yaz aşklarının nedenlerini, gerçek aşk olup olmadığını anlama yöntemlerini ve uzun ömürlü ilişkiler için etkili formüllerini sıraladı:

GERÇEK HAYATTA SİHİR BOZULUYOR

Kış dönemlerinde yorucu ve bunaltıcı çalışma temposundan insanların bunalarak yaz tatilini özlediklerini ve psikolojik olarak rahatlamaya, dinlenmeye ve yeni insanlarla tanışmaya kendilerini hazırladıklarını anlatan Turhan Güldaş, "Bilinçaltımız bizi yaz dönemine hazırlıyor. Güneş veAy'ın bir çekim gücü var. Deniz, kumsal, stresten uzak ortamlar gibi her şey bizi romantizme sürüklüyor. Birikmiş beklentiler de eklenince olmazsa olmazlardan biri yaz aşkları oluyor. Ancak bu durum kısa sürüyor çünkü gerçek hayata dönüşle sihir ortadan kayboluyor" dedi.

AŞKIN GERÇEKLİĞİNİ TEST EDİN

Yaz aşklarının şehrin göbeğinde yaşanabilmesi çok zor. Zira tatilin rehaveti insanlara farklı bir enerji veriyor. Ancak tatilin bitişiyle birlikte gerçek hayata geri dönüş, yaz aşklarının da sonunu getiriyor. Yaz tatilinde olduğumuz gibi gerçek hayatta rahat olamadığımızı belirten Turhan Güldaş, yaz aşklarının bu nedenle tatil bitince sona erdiğini açıkladı açıkladı. Ancak yine de gerçek aşkı test etmenin yolları var. İşte Turhan Güldaş'a göre yaz aşklarının gerçekliğini test etmenin yolları:

"Öncelikle yaz aşkı yaşayanlar, tatil dönüşü gerçek hayatlarında da görüşmek istemeliler. İki taraf da buna istekliyse normal hayatlarında görüşmeleri gerek. Bu ortamda yeniden bir araya gelmeliler. Hislerini yeniden gözden geçirmeliler. Normal ortamda da aynı duyguları hissedip hissetmediklerini test etmeliler. Yazın yaşadıkları aynı hisler, romantizm duygusu devam ediyorsa demek ki bu gerçek aşktır. Kendi ortamlarınızda yeniden görüşün, yemek yiyin, sohbet edin… Aynı duygular devam ediyorsa, iki tarafta bundan eminse, gerçek aşkı buldunuz demektir. Ama unutmayalım ki bu mutlu son yaz aşklarında çok sık rastlanan bir durum değildir."

İŞTE KARŞI CİNSİ ETKİLEMENİN YOLLARI

Erkeklerin karşı cinsi etkilemede pek çok hata yaptığına da dikkat çeken Dr. Turhan Güldaş, iletişimden sohbete kadar pek çok konuda etkili formüller verdi:

*Giyime önem verin: İlk bakışta giyim önemlidir. Kadınlar buna önem verir ancak erkekler de buna dikkat etmeli. Karşı cinsi etkilemede olmazsa olmazların başında gelir. Bu noktada detaylar önemlidir.

*Vücut lisanını açık tutun: İkinci olarak karşı cins ile konuşurken vücut lisanı etkilidir. Dürüst ve açık bir vücut lisanı kullanmalısınız. Dinlemiyor veya ilgisiz bir vücut lisanından kaçının. İstekli, pozitif, güler yüzlü, samimi bir ruh haline bürünürseniz bu sizin her hücrenize ve bu da vücut lisanınıza yansır.

*Farkında olun: İnsanlar kendilerine benzeyen kişileri severler. Uyumlu olmak ilişkilerde önemlidir. Bu nedenle karşı cinsle konuşurken farkındalık gerekir. Biriyle iletişim kurduğunuz zaman o kişiyi hemen fark etmeniz lazım. Bu kişi nasıl biri, nelerden hoşlanıyor, neler yapmayı seviyor gibi. Kullandığı kelimelerin arasından sinyaller almalısınız. Böylece ona uyum sağlayabilirsiniz. Akabinde karşınızdaki kişinin, konuştuğunuz, ilgi duyduğunuz kişinin farkında olduğunuzu göstermelisiniz. Onu dinlediğinizi, onu düşündüğünüzü, ilgilendiğinizi fark ettirin.

*İlgiyi karşı tarafın üzerinde tutun: İkili ilişkilerde yapılması gereken bir diğer konu ise ilgiyi karşı tarafın üzerinde tutmaktır. Bütün aydınlatmalar karşıdaki kişi üzerinde olmalı. Sohbette öne kendinizi çıkarmayın, karşıdaki kişiyi dinleyin. Ne anlattığını dinleyip cevaplar verin. İnsanın sürekli kendinden bahsetmesi oldukça antipatik görünür. Baştan karşı çıkışlar, sert tepkiler ve ilgisiz tavırlar, sohbette hep kendinizden bahsetmeniz sizi antipatik yapar.

*İltifattan kaçınmayın: Karşıdaki kişiye iltifat etmek özgüven göstergesidir. Karşı cinsi etkilerken de özgüven çok önemlidir. Basit iltifatlardan kaçınarak karşınızdaki kişiyi övün. Ancak burada samimi ve gerçekçi olun. Belli gerçek özellikleri ile ilgili iltifat edin. 'Saçın çok güzel olmuş', 'Çok güzel gülüyorsun' gibi. Söyleyin, çekinmeyin. Kendinizden bir şey kaybetmezsiniz. Aksine özgüveninizi göstermiş olursunuz.

UZUN ÖMÜRLÜ BİR İLİŞKİNİN OLMAZSA OLMAZI DİNLEMEK

Kadınlar her zaman anlaşılmamaktan şikayet eder. "Eşim beni anlamıyor" veya "Anlattıklarımı dinlemiyor" der. Kişisel Gelişim Uzmanı Dr. Turhan Güldaş da uzun ömürlü ilişkiler için etkili formüller veriyor ve şöyle diyor:

*Dinleyin: İlişkilerde işin sırrı iletişim yani dinlemektir. Dinleyin. Kadınları anlamak istiyorsanız dinleyin. İlişkilerde her zaman o anı yaşayın. Yani orada olun. Kafanız başka yerlerde olmasın, dinliyormuş gibi yapmayın. İlişkilerde mutsuzluğun çözümü birbirini dinlemekten geçer. Böylece sorunlar ortaya çıkabilir ve karşılıklı çözümler üretilebilir. Olduğunuz yerde olun, başka yerde değil.

*Saygı duyun: İkili ilişkilerde birbirine saygı duymak önemlidir. Saygı duyun. Karşıdaki insanın da sorunları var. Egoist olmayın. İlişki yaşadığınız kişinin farkında olun, onun sorunlarını dinleyin ve çözüm yolunu arayın. Böylece ona saygı duyduğunuzu da göstermiş olursunuz. Kalıcı ilişkilerde saygı aşktan daha önemli bir faktördür.

*Eleştirme tarzına dikkat: Eşinizi eleştirirken dikkatli davranın. Bir şeyi eleştirirken 'Sen bunu böyle yaptın' diyerek konuşmaya girmeyin. Biraz yumuşak bir geçiş yapalım. Direkt eleştiri yapınca kişi hemen kendini kapatır, bariyer kurar, savunmaya geçer. Siz doğru söyleseniz de baştan hata yaptınız çünkü eleştirdiniz. Yaklaşımda doğru kelimeleri kullanmak önemlidir. Bu kelimeler direkt eleştirisel olmamalıdır. Eğer eleştireceksek en direkt yollarla, daha yumuşak bir geçiş yaparak eleştirelim.

*Her zaman değerli olun: İlişkilerde yüzde 100 seviyorsanız 100'ünü göstermeyin. 'Ben sensiz yapamam', 'Sensiz ölürüm' psikolojisi, karşı tarafta değerin düşmesine neden olur. Sizin özelliğiniz, sihriniz kaybolur, çekiciliğiniz kaybolur. İnsanoğlu kolay elde edileni sevmez. Bir cam ile bir elmasın arasında fark vardır. Biz elması severiz çünkü kolay elde edilmez. Siz de elmas olun. Yüz seviyorsanız 70 gösterin.

e1a026ddfebc43a59a5b9ab5a8b2a9db

5 Kasım 2020 Perşembe

Çift terapisi hangi durumlarda gereklidir?

Çiftler, ilişki terapisi veya evlilik terapisi olarak adlandırılan psikoterapilere sıklıkla kronikleşmiş bazı ilişki sorunlarıyla başa çıkabilmek ya da ani gelişen yaşamsal ve ilişkisel krizlerin üstesinden gelmek amacıyla başvuruda bulunurlar.

cb63e7dbbde14af0813950a03027c56e

Erimeyen göbek yağlarının yaratacağı 5 sağlık tehlikesi

Yağlar vücudumuzun neresinde birikirse biriksin endişe yaratır, özellikle de bu yağlar karın bölgemizdeyse... Eğer bir kadın olarak bel ölçünüz 80 cm, bir erkek olarak da bel ölçünüz 94 cm'in üzerindeyse göbeğiniz var demektir ve bu tehlike çanlarının çalmaya başladığını gösterir. Göbek yağları ile yaşamanın yaratacağı riskleri bilmek istiyor ve tehlikelerini merak ediyorsanız haberimize buyurun... PEMBENAR ÖZEL

ABONE OL


Bu durum şeker hastalığına neden olabilecek daha yüksek kan şekeri seviyesine sahip olmanıza neden olabilir.


2-Yüksek metabolik sendrom riski

Geniş bir bel ölçüsüne sahip olmanız metabolik sendrom geliştirme riskinizi artırır. Göbek yağınız ve geniş bir beliniz olduğunda kalp hastalığı, diyabet ve felç geliştirmeye eğilimli hale gelirsiniz.

Daha yüksek risk faktörü bu hastalıklara daha kolay yakalanmayı da beraberinde getirir.


3-Yüksek kanser riski

Çağımızın vebası haline gelen kanser de maalesef bu riskler arasında yer alıyor.

Yapılan bir çalışmaya göre göbek yağından salınan bir tür protein, kanserli olmayan hücreleri kanserli hücrelere dönüştürebiliyor ve tümör büyümesine neden olabiliyor.


4-Yüksek kardiyovasküler hastalık riski

Karın bölgesindeki yağ hücrelerinin, kan damarlarını daraltabilen ve yüksek tansiyona neden olabilecek proteinler üretebildiği kanıtlanmıştır.

Ayrıca bu proteinler damarların tıkanmasına ve inme ile kalp krizine karşı savunmasız kalınmasına yol açar.


5-Yüksek demans riski

Fazla yağlar beyni de vuruyor! Bir araştırmaya göre, göbek bölgesinde yağlanma olan kadınlarda diğerlerine göre demans gelişme olasılığı 3 kat daha fazla. Demans hastalığı, beyin hücrelerinin zarar görmesinden kaynaklanır. Bu hasar, beyin hücrelerinin birbirleriyle iletişim kurma yeteneklerini engeller. Bunun sonucunda da özellikle hafızada sıkıntılar meydana gelir.

Siz siz olun göbek bölgesindeki yağlanmayı sakın göz ardı etmeyin ve onu ortadan kaldırmak için gereken bütün özeni göstermeye gayret edin.


d07f5719ef94450894dace091e8d620c

7 Ekim 2020 Çarşamba

İşe bisikletle gitmek erken ölüm riskini azaltıyor

Imperial College London ve Cambridge Üniversitesinde görevli bilim insanları yaptığı araştırmaya göre, işe bisikletle gitmenin erken ölüm riskini azalttığını ortaya koydu.

ABONE OL


New Atlas sitesinin haberine göre, Imperial College London ve Cambridge Üniversitesinde görevli bilim insanları, İngiltere ve Galler'de 1991-2016 yıllarında işe gidip gelen 300 bin kişiyle ilgili nüfus verisini inceledi.


Sonuçları "The Lancet Planetary Health" dergisinde yayımlanan araştırmada, işe bisikletle gidenlerin, araçlarıyla gidenlere göre erken ölüm riskinin yüzde 20, kardiyovasküler rahatsızlıktan yaşamını yitirme olasılığının da yüzde 24 azaldığı görüldü.


Kanserden ölüm riskinin bisikletle işe giden grupta yüzde 16 düştüğü, bu kişilerde kanser teşhisi oranının da yüzde 11 azaldığı gözlendi.


İşe trenle gidenlerde de erken ölüm riskinin yüzde 10, kardiyovasküler rahatsızlıktan yaşamını yitirme ihtimalinin yüzde 20, kanser teşhisi oranının da yüzde 12 düştüğü tespit edildi.


Çalışmada, işe yürüyerek gitmek de kanser teşhisi oranlarında yüzde 7'lik düşüşle ilişkilendirildi.


cbb4aa09a9b3405e9ebed1ca267204c0

5 Ekim 2020 Pazartesi

Yaşlandığımızda araç sürmek neden zorlaşıyor? Buna dikkat!

Yaşlılıkla birlikte gelen normal değişimlerin yanı sıra ilaç kullanımı, çoklu kronik hastalıklar ve öz güven kaybı sürüş yeteneklerini değiştiriyor. Özellikle şerit değiştirirken, trafiğe girerken, fren-gaz dengesinde, takip mesafesinde ve dikkat düzeyinde problem yaşanabiliyor. Gerontolog F. Sıla Ayan, önemli bilgiler paylaştı

Yaşlıların düşük kilometrelerde ve sadece sağlıkla ilgili acil durumlarda araç kullanan acemi şoförler olarak algılandığını belirten Gerontolog Öğr. Gör. F. Sıla Ayan, "Bununla birlikte herhangi bir kaza durumunda daha kırılgan ve daha kolay yaralanabilir konumdalar. Uygun araç kullanma yeteneği kaybedildikten sonra ABD verilerine göre erkekler 6 kadınlar 10 yıl daha yaşadıkları düşünüldüğünde ya trafik kurallarımızın, ya ürettiğimiz araçların ya da yaşlı dostu ulaşım imkânlarımızın geliştirilmesi gerektiğini görüyoruz" dedi.

'Kavşak olmayan yerlerde ölümcül kazalar görülüyor'

Sürücülüğün bırakıldığı dönemden sonra yaşlılarda izolasyon görüldüğünü ve bu duruma bağlı patolojiler geliştiğini ifade eden Gerontolog F. Sıla Ayan şunları söyledi: "Araç kullanamayan yaşlılar en çok yürüme yolunu tercih ediyor. Buna karşın yürüme yoluyla ulaşımı gerçekleştiren bireylerde yüzde 64 oranında kavşak olmayan yerlerde ölümcül kazalar görülüyor. Bisiklet kullanımında genç yaşlarda gelişmeyen alışkanlıkların ve buna uygun dizayn edilmeyen toplumların yaşlılıkta değişmesini beklemek gerçekçi değil"

'Demans hastası yaşlıların çoğu araç kullanırken kayboluyor'

Özel ulaşım kartlarının ve yerel uygulamaların yeterli olmadığını ifade eden Ayan, "Yaşlılara yönelik yaygınlaştırılmış farklı hizmet modellerini organize edememek onları sorunlarını bireysel çapta çözmeye itiyor. ABD verilerine göre Demans hastaları tanı aldıktan 3-4 yıl sonrasına dek araç kullanımına devam ediyor ve bu kitlede kaza riski sağlıklı yaşlılara göre iki kat fazla. Demans hastası yaşlıların çoğu araç kullanırken kayboluyor ve bu durum genellikle ölümcül kazalarla sonuçlanıyor" diye konuştu.

Yaşlıların sürüş yeteneklerinin değerlendirilmesi hakkında konuşan Ayan, "Bu konuyla ilgili ülkemizde herhangi özgün bir düzenleme olmamakla birlikte ABD ve Avrupa'nın birçok ülkesinde kullanılan resmi sürüş değerlendirmeleri genellikle 45-60 dakika sürer ve kişilere trafiğe kapalı ve açık ortamlarda yapılan sürüş testlerinin sonucunda 5 tür tavsiye verilir:

1-Kısıtlama olmaksızın araç kullanımı

2-Bazı kısıtlamalarla (gece-gündüz, hız, süre vs.) araç kullanımı

3-İlerleyici hastalık varlığında düzenli kontrollerle araç kullanımı

4-Araç kullanmayı bırakmak

5-Alternatif seyahat yardımları almak

Ülkemizde de bu metotlardan yola çıkarak ulusal bir sistem geliştirilebilir" dedi.

Sizin İçin SeçtiklerimizVodafoneBu Aya Özel 25 TL'ye 7 GBVodafoneEnza HomeEnza'da %45'e varan İNDİRİM fırsatı!Enza HomeVikings: Free Online GameBu oyunu 1 dakika oynayın ve neden herkesin hayran olduğunu görünVikings: Free Online GameTaboola'danTaboola'dan c45c66a6f31a444ab0ed358a892c931e

Kadınlarda baseni, erkeklerde göbeği büyütüyor! Diyet ve sporla gitmiyor!

Yediklerimiz, içtiklerimiz, çevre koşulları ve daha niceleri… Bedenimizi ağır metallere mahkum eden bu etkenler, kadınlarda basen, erkeklerde göbeği büyüterek 'toksik obezite'ye yol açıyor. Dr. Buğra Buyrukçu, diyet ve sporun çare olmadığı toksik obeziteyi anlattı

ABONE OL


Kadın Sağlığı Derneği Başkanı ve Fitoterapi Uzmanı Dr. Buğra Buyrukçu, bugün birçok ülkenin toksik obeziteyle mücadele ettiğini, hastalığın bölgesel zayıflamadan farklı olduğunu belirtti.


Vücudun metabolize edemediği toksinlerin, bedende kaldığı süre boyunca çok çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığını hatırlatan Dr. Buyrukçu, şunları söyledi:


Obeziteye yol açtığı ise yeni ortaya çıktı

"Biriken toksinler ise sabahları yorgun uyanma, unutkanlık, halsizlik, gün içerisinde sürekli uyuma isteği, mutsuzluk, yaşamdan zevk almama, isteksizlik, sırt ve boyun ağrıları, baş ağrıları, cinsel istek ve performansta eskiye göre azalma, çabuk hastalanma, tansiyon, şeker hastalığı başlangıcı ve daha pek çok soruna yol açıyor. Obeziteye yol açtığı ise yeni bir bilgi."

Yağlar basen ve göbekte birikiyorsa...

Toksik obezitenin en belirgin özelliğinin, yağların kadınlarda basen, erkeklerde göbek bölgesinde yoğunlaşması olduğunu vurgulayan Dr. Buyrukçu, "Bunu bölgesel yağlanmayla karıştırmamak gerekir. Toksik obezitede kişinin baseni çok büyükken kolları ve beli aksine zayıftır.

Aynı şekilde göbekte aşırı yağlanma varken diğer yerler normal orantıdadır. Bu; vücudun dışarıdan toksin aldığını gösteriyor.


Vücut onu aldığı zaman yağla kaplamakta ve kadınlarda basen, erkeklerde göbek bölgesinde yağlanma olarak ortaya çıkmaktadır.


Fruktoz yani nişasta bazlı şeker içeren meyve suyu gibi her türlü hazır içecekler, bisküvi, kek, çikolata, şekerleme gibi her türlü hazır gıdalar, cıva, kurşun ve arsenik gibi ağır metaller içeren her türlü yiyecek-içecek, ilaç ve daha pek çok şey vücut tarafından toksin olarak algılanabilir ve obeziteye yol açabilir" dedi.


Detoks ve fitoterapi ile tedavi ediliyor

Toksik obezite tanımına uygun kişilerde diyet ve sporun işe yaramadığını ama mutlaka vücutun toksik yükünün ortadan kaldırılması gerektiğini söyleyen Dr. Buğra Buyrukçu, "Sorunun bölgesel kilo mu toksik obezite mi olduğu genel muayene ve kan testi ile netleştirildikten sonra kişiye uygun tedavi yöntemi uygulanır. En etkin yöntemlerin başında dekots ve fitoterapi gelmektedir.

Toksinleri depolayan karaciğer, böbrek ve akciğerler üzerinde bu organları uyarma, toksinlerin atımını sağlama etkisi bulunan detoks, mutlaka uzman hekim tarafından yapılmalı.


Aynı şekilde uygun fitoterapi uygulamaları da vücudun ağır metal ve toksinlerden arınmasında dolayısıyla kilo vermede etkin rol oynuyor" bilgilerini paylaştı.


20090f47e4c84b179db0f8f74e842351