9 Mayıs 2020 Cumartesi

Corona virüs varken iki ayrı diş fırçası kullanın! İşte sebebi...

Corona virüsün vücuda en kolay şekilde girme yollardan biri de ağız olduğu için bu bölgeye ayrıca özen gösterilmesi gerekiyor. "Corona virüse karşı doğru ağız bakımı nasıl yapılır?", "Ağız yaraları corona virüs belirtisi mi?" diye soruyorsanız işte cevabı... Özellikle diş fırçası ve diş macunu konusunda bunları mutlaka yapın!

Gün içerisinde kullanılan maskenin çıkarılması sonrasında ellerin ve yüzün yıkanmasının yanı sıra diş ve dilin de fırçalanması gerektiğini belirten Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Caner Yeğin, ağız bakımıyla ilgili dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlattı:


Dilinizin üstünü de fırçalayın

"Dişlerimizi titreşim ve süpürme hareketleri ile fırça dişlerin tüm yüzeylerine temas edecek şekilde, dişlerin üzerine aşırı bir kuvvet uygulamadan fırçalamamız yeterli olacaktır. Dilimizin üst kısmını da fırçalamayı unutmamamız gerekir. Ara yüz fırçaları veya diş ipiyle ara yüz temizliğinin yapılması günlük rutin ağız bakım uygulamalarının ayrılmaz parçasıdır.

Sabah akşam başka fırça kullanın

Diş fırçalarımızı dişlerimizi fırçaladıktan sonra su ile iyice yıkamamız yeterlidir. İki fırçalama arasında diş fırçasının kurumama ve nemli kalma olasılığı nedeniyle iki ayrı fırça kullanılması önerilebilir."

Herkesin diş macunu ayrı olmalı

Ev içerisinde birkaç kişi yaşıyorsa herkesin kendine ait diş macunu olabileceğini belirten Dr. Caner Yeğin, "Bu şekilde kişiler arasında temasa bağlı bulaşma riskini de önlemiş oluruz" dedi. Kaçırılmayacak indirim fırsatlarından yararlanmak için tıklayın

Asitli içeceklerden uzak durun

Pandemi günlerinde getirilen bazı kısıtlamalar nedeniyle evde geçirilen zamanla birlikte öğün sayısının da artırdığına dikkat çeken Yeğin şu uyarıları yaptı: "Evde geçirdiğimiz boş zamanlarımızda sürekli bir yemek yeme isteği oluşuyorsa asitli içeceklerden özellikle uzak durmaya dikkat etmemiz gerekir. Mümkün olduğunca beslenmemize dikkat etmeli ve şekerli ve karbonhidrat ağırlıklı gıdalar yerine lifli gıdaları tercih etmeliyiz."

Ağızdaki yaralar corona virüs belirtisi mi?

Corona virüslerin tek zincirli, pozitif polariteli, zarflı RNA virüsleri olduğunu anlatan Caner Yeğin, "Şu ana kadar yapılan bilimsel çalışmalar ve yaptığımız literatür taramalarına bağlı olarak Covid-19 virüsünün spesifik bir ağız lezyonu bulgusuna rastlanmamıştır. Covid-19'un belirtileri ateş, öksürük ve nefes darlığıdır. Şiddetli olgularda zatürre, ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği gelişebiliyor" diye konuştu.

9596e618a8fa42409b79d5ae79e44f93

Kalp hastası olarak doğan İbrahim Onur anlattı: En son noktaya kadar çıktım!

Doğumsal kalp hastalıklarının en zorlu grubunu 'balık kalpli' çocuklar oluşturuyor! Onlar 3 yaşına kadar 3 büyük kalp ameliyatı geçiriyor! İşte bu özel çocuklar ve aileleri, Türkiye'de ve dünyada önemli bir sorun olan doğumsal kalp hastalıklarına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen "Balık Kalpli Çocuklar" etkinliğinde uzmanlarla bir araya geldi. Doğumsal kalp hastası olarak dünyaya gelen 28 yaşındaki İbrahim Onur Akoğlu'nun hikayesi ise doğumsal kalp hastalığının zirvelere çıkmaya engel olmadığını kanıtlaması adına dikkat çekiciydi. İşte ilginç hikayenin ayrıntıları, uzmanların önemli mesajları…

Doğumsal kalp hastalıklarının 200'den fazla çeşidi bulunuyor; en zorlu gruptaki hastalar 'balık kalpli' çocuklar! İşte, bu özel çocuklar ve aileleri, ülkemizde ve dünyada önemli bir sorun olan doğumsal kalp hastalıklarına dikkat çekmek amacıyla Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık Haftası kapsamında düzenlenen 'Balık Kalpli Çocuklar' etkinliğinde uzmanlarla bir araya geldi; sıcacık sohbetlerle hem bilgilendi ve eğlendi hem de paylaşımlarla moral buldu, güçlendi. Toplantıda konuşan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof.Dr. Ersin Erek, bu hastalar için neden 'balık kalp' tanımlaması yaptıklarını şu sözlerle ifade etti:

Neden 'balık kalpli' deniliyor?

"Onlar, tıpkı balıklarınki gibi kalplerinde sadece bir odacık ve bir karıncıkla dünyaya gözlerini açıyorlar. Normal insan dolaşımından oldukça farklı işleyen ve balıklarınkini taklit eden bir dolaşıma sahipler. Kan, kalpteki tek karıncık tarafından bir seferde tüm vücuda ve akciğerlere pompalanıp kalbin kulakçığına geri dönüyor. Normalde bulunan 2 kulakçık ve 2 karıncık yerine sadece tek karıncık gelişmiş olduğu için, dolaşımın tamamen normal hale getirilmesi mümkün olmuyor. Balık kalbi (fontan dolaşımı) yöntemi ile özel bir dolaşım oluşturularak hastaların hayata tutunması sağlanıyor. Fontan dolaşımlı hastaların her biri ayrı bir mucize."

'3 yaşına kadar 3 büyük kalp ameliyatı geçiriyorlar'

Bu çocukların henüz anne karnındayken fetal ekokardiyografi ile teşhis edilmelerinin mümkün olduğunu ve bunun hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof.Dr. Ersin Erek "Çünkü bu hastaların yüzde 90' dan fazlasına doğar doğmaz ilk müdahale ya da girişimin yapılması gerekiyor. Bu çocuklardan bazıları doğduğunda sağlıklı görünse de, saatler veya günler içerisinde hızla durumları bozulabiliyor. Morarma, nefes almada güçlük, sık nefes alma, beslenme güçlüğü ve uykuya eğilim görülebilen hemen müdahale edilmezse bu durum bebeğin kaybı ile sonuçlanabiliyor" diye konuştu.

Ameliyatsız yaşam şansı olmayan bu çocukların 3 yaşına kadar 3 büyük kalp ameliyatı geçirdiklerini belirten Prof.Dr. Ersin Erek, onlara 'yarım kalpli' demek yerine 'balık kalpli' demenin çok daha moral verici olduğunu vurguladı. Hatta dünyadaki canlıların belki de en büyük ve en güçlülerinden biri olan köpekbalıklarının da aynı dolaşıma sahip olduklarını örnek göstererek aynı onlar gibi, dirençli, tuttuğunu koparan ve cesaretli olmalarını istedi. Erek "Balık kalpli çocuklardaki bu üstün direnç, cesaret, ısrarcılık ve hayata bağlılık ileriki yaşamlarında da inanıyorum ki hepsini başarılı, üretken ve mutlu bireyler yapacak. Şüphesiz çok büyük zorluklarla karşılaştılar ve zaman zaman yine problemler çıkabilir ama ülkemizde artık bu hastalığa çare olabiliyoruz" dedi.

Kalp hastası doğdu, çocuk kardiyoloğu oldu!

Toplantıya hem doğuştan kalp hastası hem de Çocuk Kardiyoloğu olarak katılan Prof. Dr. Ender Ödemiş "Benim gibi doğuştan kalp hastası olup hayata tutunup daha sonra üretken, verimli, ülkeye, millete, dünyaya, kendi gibi olanlara yaşadıkları güzelliğin karşılığını verebilmeye çalışan grupla karşı karşıyayım. Hepinizi çok iyi anlıyorum ve birlikte uzun, sağlıklı, çok daha güzel yıllarımız olacağına inanıyorum" sözleriyle balık kalpli çocuklar ve ailelerine güç ve moral verdi.

'Ülkemizde teknoloji ve tıpta çok büyük ilerleme yaşanıyor'

Doğumsal kalp hastalıklarına farkındalık yaratmak amacıyla gerçekleştirilen 'Balık Kalpler' etkinliğinde ailelere seslenen Çocuk Kalp Vakfı Başkanı Prof.Dr. Tayyar Sarıoğlu da, toplumumuzda ne yazık ki çocuk kalp hastalıkları konusunda yeterli bilginin olmadığını belirterek "Anne babalar çocuklarını büyük bir sevinç içerisinde kucaklarına almayı beklerken kalp hastası olarak doğduklarını öğrenince hayatlarının en acı sürpriziyle karşılaşıyorlar. Tıp çevrelerinde bile 'Çocuk kalp hastası doğmuş, kalbinde bozukluklarla doğmuş nasıl yaşar? Ameliyatları kaldırabilir mi?' diye kaygılar var. Oysa bugün ülkemizde tıpta ve teknolojideki gelişmeler, hekimlerin bilgi ve tecrübeleriyle birleşerek kalp hastası çocukların da aktif yaşama kavuşmaları, mutlu ve üretken bir şekilde yaşamlarını sürdürmeleri mümkün hale geldi. Ülkemizde kalp cerrahisi ve kardiyolojinin ulaştığı imkanlar bakımından çok ümitli olmalısınız. Tüm dünyadaki başarılara paralel şekilde ülkemizde de birçok merkezde çocuk kalp hastalarına tedavi imkanları sunuluyor" diye konuştu.

Sağlığına kavuştu, zirvelere tırmandı!

Kalp hastası çocukların ailelerine destek olmak amacıyla toplantıya katılan 28 yaşındaki İbrahim Onur Akoğlu da doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya geldi ancak 18 yaşına kadar iki büyük kalp ameliyatı geçirerek sağlığına kavuştu. Ardından çantasını sırtına taktığını ve tek başına seyahatlere çıktığını belirten Akoğlu "İlk ameliyatımı 8 yaşında, ikinci ameliyatımı da 18 yaşında oldum. Ailem ve arkadaşlarımın bilinçli olması bana güç verdi. Altın kafese hapsedilmedim, her zaman sosyal bir çocuk oldum. 12 yaşından beri müzikle ilgileniyorum, gitar çalıp şarkı söylemeyi çok seviyorum. İkinci ameliyatımdan sonra da sırtıma çantamı taktım dünyayı dolaşmaya başladım. İrlanda, İtalya, Bosna Hersek, Avusturya, Macaristan, Çekya ve Vatikan'a gittikten sonra İsviçre'ye Alp Dağları'na, ardından da Çin Seddi'ne çıkabildiğim son noktaya kadar çıkmayı başardım! Mesleğim dolayısıyla yoğun çalışıyorum ama gezilerime de devam edeceğim" dedi.

Şenlik havasında geçen etkinliğin ardından kukla gösterisi yapıldı, hep birlikte pasta kesildi.

1860cf7e0bf349b8a75d8799c23c9146

Okul başarısını artırmanın 10 pratik yolu

Okul sezonun başladığı şu günlerde pek çok anne-baba nasıl davranması gerektiği konusunda endişeli. Eğitimin bir yarış maratonuna döndüğü Türkiye'de, en yanlış algılanan kavram ise başarı. Başarının sadece yetenek ve IQ ile ilgili bir şey olmadığını söyleyen Nöroloji Uzmanı Prof.Dr. Derya Uludüz bakın hangi tavsiyelerde bulundu

Senim TANAY KARAKUŞ/ PembeNar Özel senim.tanay@milliyet.com.tr Eğitim artık Türkiye'de eskisinden çok farklı. Büyük bir yarış var ve buna yetişmek mümkün değil. Veliler de genellikle işin içinde. Akşam ödev yapmalar, en iyi okulu, en iyi öğretmenleri aramalar, araştırmalar derken herkesi yoğun bir eğitim dönemi bekliyor. Eğitim sisteminin yarattığı bu durum tartışılabilir ancak diğer tarafta başarılı bir çocuk yetiştirmek, onun hayatta kendi ayakları üzerinde durabilmesini sağlamak önemli.


Başarı sadece yetenek ve IQ ile ilgili bir şey değil. Sosyal zekâ, duygusal zekâ, karakter yapısı, olaylar ile başa çıkabilme gücü gibi etkenler başarıyla doğrudan ilintili. Çocuklarda akademik başarıyı artırmak için birtakım özelliklerin kazanımını sağlamak gerekiyor. Bunların yanı sıra çocuklarda öğrenmeyi artıracak bazı yaşamsal alışkanlıklara da dikkat etmek önemli. Peki, çocuğumuzun okul başarısını artırmak için neler yapmamız gerekiyor? İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı, Nöroloji Algoloji ve Vasküler Nöroloji Uzmanı Prof.Dr. Derya Uludüz, çok önemli bilgiler paylaştı:


1-Mücadeleyi öğretin

Hayat toz pembe bir yer değil kuşkusuz ve siz onları sadece belli bir yaşa kadar koruyabileceksiniz. Bu nedenle öncelikle hayatın zorluklarıyla başa çıkmayı öğrenmesi gerektiğini bilsin. Ancak bunun da ince bir sınırı var. Size ihtiyacı olduğunda destek vermekte sakınca yok. Mücadeleyi çocuklara öğretecek en iyi şeylerden biri takım sporlarıdır. Hem ekip içinde hem de farklı bir ekibe karşı mücadele etmenin ne demek olduğunu, kazanmak için emek vermenin kıymetini anlamasına yardımcı olacaktır.

2-Sorumluluk verin

Çocuklara çok küçük yaşlardan itibaren taşıyabileceği kadar sorumluluk ve gündelik işler verin. Örneğin 4 yaşında bir çocuk kendi pijamalarını katlayabilir, 6 yaşında yatağını düzeltebilir. Hayat boyu her işini siz yapamayacaksınız. Bu nedenle ne kadar erken sorumluluk sahibi olursa sorumluluklara uyum gücü o kadar yüksek olur. Tabii ki taşıyabileceğinden fazlası değil. Bir ilkokul öğrencisi uyku saatini, çantasını hazırlaması gerektiğini bilmeli. Sürekli sizin uyarınıza ihtiyaç duymamalı.

3-Sağlıklı beslenmeyi öğretin

Yediklerimiz bizim enerji kaynağımızdır. Kötü bir yakıt ile son model bir spor arabayı süremediğiniz gibi kötü beslenen bir çocuğun da zihinsel fonksiyonlarının verimli çalışmasını bekleyemeyiz. Sabah kahvaltısı günün en önemli öğünü. Okula gitmeden önce şeker, karbonhidrat, fındık kreması gibi besinler enerji veriyor gibi görünse de ilerleyen saatlerde çocuğunuzun kan şekerini düşürerek konsantrasyonunu kaybettirecek ve uykusunu getirecektir. Bunun yerine süt, peynir, yumurta, sebze içeren çeşitler düşünebilirsiniz. Menemen bu açıdan iyi bir seçenektir.

4-Uyku... Uyku... Uyku...

Yeterli süre ve kalitede uyku uyuyan çocuklarda akademik başarı, mutluluk ve özkontrol daha yüksek. Ayrıca iyi uyuyan çocukların IQ testlerinde de daha yüksek puan aldığı görülüyor. Uyku sayesinde çocuklarda bilişsel işlevler artıyor, psikolojik olarak daha sağlıklı hale geliyorlar. Bu sadece çocuklar değil, aslında yetişkinler için de benzer etkiler yaratıyor ancak çocuklar gelişimleri itibarıyla uykuya daha çok ihtiyaç duyuyor. Gün içerisinde öğrenilen bilgilerin işlenmesi, hafızada depolanması, sinirler arasında doğru şekilde haritalandırılması gerekiyor. Bunların olması da sadece o değerli uyku vakitlerinde mümkündür. Uyku tembellik değil, öğrenmenin alternatifi olmayan bir yoludur.

5- Egzersiz beyni de geliştiriyor

Egzersiz yapmanın öneminden bahsetmediğimiz tek bir gün bile yok ancak son araştırmalar egzersizin zihinsel faydalarını da bize gösterdi. Egzersiz yapmak, beyin sağlığı için gerekli kimyasalları uyarıyor. Bu kimyasalların artması da öğrenmeyi artırıyor, hafızayı ve düşünme kapasitesini geliştiriyor ayrıca sinirler arası bağlantıları güçlendiriyor. Spor yapan öğrencilerin not ortalaması da daha yüksek. Bunların yanı sıra egzersiz dopamin ve endorfin hormonlarını salgılatarak stresi azaltıyor ve uykuya dalmayı kolaylaştırıyor. Sporun ruh sağlığı üzerindeki etkileri de tartışılmaz. Motivasyonu artırıyor, depresyonu önlüyor.

6-Stres yönetimini öğrenmek çok önemli

Çocuğum zaten çok ders çalışıyor, spora müziğe vakti yok demeyin. Yapılan çalışmalar, bir spor dalıyla uğraşan, hobisi olan, müzik aleti çalan öğrencilerin çok daha iyi akademik başarı gösterdiğini ortaya koyuyor. Spor ve sanatla ilgilenmek stres ve kaygı düzeylerini azaltmaya yardımcı önemli etkenler. Tabii stres ile başa çıkmayı öğrenmede yetiştirme tarzı, olaylara bakış açısı, rol model alınan ebeveynlerin yaşam tarzı ve kişilik yapısı da çok önemli. Eğer ebeveyn olarak stres yönetiminde başarısız ve kaygılı bir yetişkinseniz aynı panik duygusu ona da geçecektir. Sorumluluk sahibi olmayı öğrenen çocuklar stres yönetimini daha iyi yaparken gereğinden fazla sorumluluk yüklenmesi onda yalnız olduğu hissini yaratabilir ve 'Ne yapacağım?' düşüncesi kaygıya yol açabilir.

7-Beyin jimnastiğine yer açın

Bazı insanlar belli alanda daha kabiliyetli ve yüksek zekâya sahip olabilirler. Daha iyi bir matematikçi, ressam, edebiyatçı olabilir ancak bir yanınızın zayıf olması, o zayıf yanı hiçbir zaman güçlendiremeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Beyin aynı toprak gibidir. Ne kadar çok eker ve bakarsanız o kadar iyi mahsuller biçersiniz. Çocuğunuzu zayıf olduğunuz alanlara yönlendirip pratik yapmasını sağlamak yani beyin jimnastiği yaptırmak o alandaki sinir ağlarının oluşmasını ve güçlenmesini sağlayacaktır. Unutmayın; bir alanda yeterince çalışmak, bir kişiyi en kabiliyetliler kadar iyi konuma getirebilir.

8-Hafızasını güçlendirmeyi öğretin

Kısa süreli hafıza duyduklarımızı not etmek, bir telefon numarasını kısa süre akılda tutmak gibi işlere yarar ve anlık ve uzun süreli bellek arasında bir geçiş görevi görür. Uzun süreli hafıza, bilginin günlerce, haftalarca ve hatta yıllarca tutulmasını sağlar ve uzun süreli bellekte saklanabilecek bilgi sınırsızdır.

Peki hafızayı güçlendirirken nasıl bir yol izlenmeli?

Anlık hafıza dikkat çekici detaylar sayesinde bilgileri kısa süreli hafızaya atar. Yani çocuğunuzun hep önemli detaylara odaklanmasını sağlayın, ilgi çekici bir nokta bulun. Kısa süreli hafıza da somut olarak kategorize edilen bilgileri uzun süreli hafızaya atmayı sever. Bu yüzden her zaman öğrendiği bir bilgiyi, sahip olduğu bilgilerle bağdaştırmaya; bir hikâyenin devamını buldurmaya çalışın.

9-Teknolojiye kısa bir mola

Tabletlerden, telefondan, internetten kaçmamız artık imkânsız. Ancak teknolojiye mola vermek reçeteye yazılmış bir ilaç kadar önemli. Çocukların uyku saatine yakın saatlerde dahi cep telefonu, bilgisayar ya da tabletlerle oynamaması gerekiyor. Çünkü bu cihazlardan yayılan mavi ışık uykuyu getiren hormonların salınımını engelliyor. Teknolojiden uzaklaşmak için sadece geceleri değil hafta sonlarını da değerlendirmek gerekiyor. Mümkün olduğunca çocuğunuzla birlikte doğada vakit geçirin. Doğa ile iç içe zaman geçirmek beyin bağlantılarını çoğaltıyor ve teknolojinin olumsuz yan etkilerinden koruyor. Bunun yanı sıra kortizol seviyeleri ve kan basıncını kontrol altına alıyor ve odaklanmayı arttırıyor. Bu nedenle mümkün olduğunca doğada vakit geçirin ve teknolojiye ara verin.

10-Sosyalleşmesine izin verin

İnsan sosyal bir varlıktır ve sosyalleşmek, iletişim kurmak, diğer insanlarla duyguları paylaşmak yemek, içmek kadar önemli ihtiyaçlardır. Teknolojinin sağladığı sanal sosyalleşme ise asla yüz yüze iletişim gibi etki göstermez. Gerçek sosyal temasın olmaması, beyninizdeki sinir hücrelerini kaplayan miyelin tabakasının bozularak sinir iletiminde sorunlar ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca sosyalleşmek, genel anlamda stres ve kaygıyı azaltır, ruh halini iyileştirir. Yapılan araştırmalar da, sosyal olarak aktif olan çocukların daha iyi akademik başarı sergilediğini ortaya koyuyor. Ayrıca sosyal anlamda kendini geliştiren, ilişkilerini güçlendirmeyi ve yönetmeyi becerenler yetişkinlikte de bu anlamda daha başarılı oluyor.

9a17dcbd7be74110a07e93f261f8e9e8

Özgüven nedir, nasıl kazanılır?

Sonradan kazanılan özgüven duygusu yaşamın mutlu ve kaliteli bir şekilde devam edebilmesi için oldukça önemlidir. Aile ve Çift Terapisti Uzman Psikolog Naciye Tokaç özgüven nedir, özgüven nasıl kazanılır sorularının cevaplarını verdi.

Özgüven nedir?

Doğuştan getirilmeyen ancak doğumla birlikte gelişmeye başlayan içsel bir özellik; benliğin kendisi hakkındaki düşüncesi olarak tanımlayabileceğim özgüven; yaşamın iyi, mutlu, dengeli sürdürülmesi için olmazsa olmazdır. Burada bahsettiğim benlik kavramı ise; kişinin öz yapısı, kendisi hakkındaki ruhsal değerlendirmesi, kısaca varlığının kendisidir.

Yaşamında herkes iyi, mutlu, dengeli, değerli günler geçirmek; bu hayatı boşuna yaşamamış olmak istiyor. Birçok kişi yetenekleri olduğunu, aslında başarabileceği çok şeyin olduğunu ancak başarısız olma kaygılarından ve cesaret edemediğinden yakınmaktadır. İşte burada özgüven dediğimiz durumla karşılaşıyoruz. Yeterince kendine güvenemeyen kişi denemeyi, denese de başarısız olma kaygılarından dolayı o işe hiç girişmemeyi tercih diyor. Bu da hiçbir zaman yeteneklerini ortaya koyamamasını sağlıyor.

Özgüven nasıl kazanılır?

Kendine yeterince güvenemeyen kişi sadece yapacağı işlerde değil, insanlarla ilişkilerinde de zorlanmaktadır. Örneğin; işyerinde üstlerine, aile içinde ebeveynlerine veya aile büyüklerine, bazen eşine, akrabalarına, sosyal ortamda arkadaşlarına karşı da kendisini savunamamaktadır. Yargılanma, yanlış anlaşılma veya anlaşılamama endişesi, kendisini ifade edemeyeceği düşüncesi, kendisini olduğu haliyle ifade etmesini engeller. Bu durumda kişi ya her şeyi çok iyi, mükemmel yapacak ki başkalarına karşı kendisini gösterebilecek, bu da kendisinden yüksek standartlar beklemesini sağlar. Ya da hiç davranışta bulunmayarak, kendisini gizleyerek yaşamına devam eder. Ancak içten içe kendisini küçümseyici konuşmaları da devam eder.

Kendine güvenmeyen kişi; problemlerle karşılaştığında ne yapacağını bilemediğinde çaresiz, başaramayacağına, üstesinden gelemeyeceğine inandığı için güçsüz ve beceriksiz hisseder. Bir ilişkiye başlamak istediğinde, birisine teklifte bulunmak istediğinde karşılık görmeyeceği, reddedileceğine inandığı için sevilebilir biri olmadığını, değer verilebilir biri olmadığını düşünür. Sıklıkla yetersiz, başkalarını etkileyebilecek birisi olmadığı için atılganlık yapmaz. Kendisini zayıf ve incinebilir birisi hissettiği için de deneme cesareti göstermez.

Buraya kadar kendine güvenmeyen kişinin neler hissettiği neler yaşadığından bahsettik bundan sonrasında ise bu kişilerin özgüven kazanması ve özgüvenli davranabilmesi için neler yapabileceğinden bahsedelim.

Ne hissettiğinizi, ne düşündüğünüzü fark edin!

Öncelikle kişinin ne hissettiği, ne düşündüğünü fark etmesi önemlidir. Kendisinde en çok neyi problem olarak görüyor? Örneğin; iş hayatında aslında daha yetenekli olabileceğini, yeteneklerini gösterebileceğini ve daha iyi bir kariyere sahip olabileceğini düşünüyor ancak kendisini ifade edemediğinden bunu gösteremediğini düşünüyordur. Burada kişinin kendisiyle ilgili birçok olumsuz düşünce, inancı olduğunu görmekteyiz. İlk yapılması gereken kişinin kendisini objektif bir tutumla değerlendirmesi ki gerçekte ben kimim ve yeteneklerim ne kadar sorularının cevabı gerçekçi bir şekilde analiz edilmiş olur.

Özgüvenle ilgili şunu da söyleyebilirim. Kendine güvenmemek varolan durum olmayabilir, kişinin kendisini objektif bir tutumla değerlendiremediği için kendisini başkalarına göre görece yetersiz, değersiz ve başarısız hissetmesiyle de ilgilidir. Hiç kimse birbirinden daha üstün değildir. Tabiî ki her zaman daha zeki, akıllı, girişken, daha pratik düşünebilen, daha çözüm odaklı birileri olabilir. Ancak bu diğerlerinin yetersiz olduğu anlamına gelmez.

Herkes kendi içsel dünyası, varlığı içinde değerlidir ve diğerlerinden farklıdır. Tüm bunlarla söylemek istediğim; herkesin kendisini olduğu haliyle, varoluşuyla kabul etmesinin gerekliliğidir. Ancak o zaman var olan özelliklerini kullanmaya, varsa eksikliklerini gidermeye başlar. Böylece kişide özgüven gelişmeye başlar.

Özgüveni gelişen ve kendisini değerli hisseden kişi aynı zamanda yaşama sevincine de kavuşur. Çünkü kendisiyle barışık ve kendisini seven kişi başkalarıyla da daha olumlu ilişkiler kuracaktır. Bu durumda yaşamın zorunluluk olmaktan çıkıp keyif veren bir eylem olmasına katkı sağlayacaktır.

7a03da80a1a44262b380d410ed950d08

8 Mayıs 2020 Cuma

ercan amca


Merhaba ben fulya 17 yaşındayım ve lise 2 ye gidiyorum.biraz kendimden bahsedeyim başta 1.70 boyunda esmer yeşil gözlü dolgun kalça ve göğüslere sahip bir kızım.hikayem bu yaz meydana geldi.bir sabah saat 9 gibi uyandım annemler evde yoktu babam annemle ablamı şehre götürmüştü akşam saat 8 gibi gelirken getirecekti.yazlığımız bir sitenin içinde en ön sırada deniz yani. Sabah kalkınca canım hiçbir şey yemek istemedi bari kalabalıklaşmadan denize gireyim dedim. Üzerime siyah bikinimi giydim aynada kendime baktım gerçekten çok güzel duruyordu üzerimde. Göğüslerim dışarı taşacak gibiydi.neyse gittim kumsala ve deniz girdim.komşumuz olan Ercan amcayı gördüm denizde oda erken kalkmış yüzüyordu. Ercan amca babamın en yakın arkadaşlarından biridir her akşam neredeyse beraber yemek yeriz. beni gördü ve hemen yanıma geldi günaydın fulya nasılsın dedi. Zaten çok samimiydik onunla bende iyiyim Ercan amca sen nasılsın dedim Annenler öyle sabah nereye gidiyordu dedi bende işleri varmış dedim.demek artık yalnız kalıyorsun he dedi. Sende bizi iyice ufaklık yaptın be Ercan amca dedim baksana büyüdüm. Evet gerçekten büyümüşsün çok güzel bir kız oldun dedi.bende teşekkür ederim ama sende yaşlı sayılmassın dedim. Bu lafıma çok sevindi uzun zamandır senin gibi harika bir kızdan böyle bir iltifat almamıştım dedi. Gerçektende çok güzel vücudu vardı beni her zaman tahrik etmiştir zaten. Beraber yüzelimmi dedi bende tabi dedim. Açıldık biraz zaten deniz sakindi kimsecikler yoktu bu saatte derinlere geldik ve ben biraz yoruldum.Ercan amca yoruldum sana tutunabilirmiyim dedim. Elbette canım dedi ama bunu çok imalı söylemişti çok hoşuma gitti Hadi dibe dalalım dedi bende tamam dedim. Nefesimi tuttum ve daldık çok derine dalmıştım o benim kadar dalmamıştı çıkarken ona tutundum ama bilerek şortunun üzerinden tam penisinin porno hikayeler olduğu yeri tuttum. Penisi çok büyüktü ve sertleşmişti. Bir erkeği tahrik etmek çok hoşuma gitmişti.kocaman penisini 1-2 saniye daha tuttum ve sonra yüzeye çıktım. Suratı değişmişti oda zevk almıştı.oda artık hafif hafif yüzerken benim mayomun üzerinden kalçalarımı elliyordu. Bir keresinde tam ellerken bende kendimi geriye attım ve resmen avuçladı beni.çok tahrik olmuştum ve bir oh çektim.oda ne oldu fulya dedi.bende yok bişey Ercan amcacım dedim.böyle oynaşmalarla 45dk kadar yüzdük.çıkarken onu çay içmeye çağırdım.oda kabul etti. Bize gittik.ben ona çay hazırlarken o kurulanıyordu.çayları hazırladım ve içtik.evimiz 3 katlıydı.Ercan abi ben terasta güneşlenicem sende gelmezmisin dedim tabi gelirim yavrum dedi ve terasa çıktık.2 tane şezlongumuz var terasta. Ben birine yüzüstü yattım. Bikinimin üstünün ipini çözdüm. Çaktırmadan Ercan amcaya bakıyordum. Oda ayaktaydı ve beni öyle görünce penisi yine sertleşmişti.şortunun üzerinden çok belli oluyordu.sende yatsana Ercan amca dedim. Bana yaşlıymışım gibi davranma Ercan de dedi. Bende olur tabi dedim. Seni kremlememi istermisin dedi. Bende evet dedim.kremi eline döktü ve sırtımı kremlemeye başladı.yavaş yavaş hareket ediyordu.çok tahrik olmuştum. yavaş yavaş kalçalarıma indi.bende bikinimin altını kalçalarımın arasına sıkıştırdım.sanki kremlemekten çok okşuyordu. Nefes alışlarımız hızlanmıştı. bir bacağını da şezlongun öbürü tarafına attı ve kremlemeye devam etti. Acayip tahrik oldum ama ilk hamlenin ondan gelmeyeceği belliydi. Dayanamadım ve şezlongun üzerinde emekler vaziyette durmaya başladım. Penisi kalçalarıma yapışmıştı bir oh çekti ellerini öne attı ve göğüslerimi okşamaya başladı. Bende kendimi ileri geri yapıyordum. Penisi kalçalarımın arasında gidip geliyordu.süperdi. yetişkin hikayeler Ama daha içime girmeden kalçalarımın üzerine boşaldı.. Geri çekildi ve bikinimim altını çıkardı.süper bir amın var dedi.daha yeni tıraş etmiştim.ve yalamaya başladı.süper bir duyguydu.daha bakireydim ama bir anlamı kalmamıştı benim için.amımı yalıyordu ve acayip haz alıyordum. İnlemeye başladım.sıra sende dedi ve beni sırtüstü yatırdı şezlonga.yeni boşalmış penisini ağzıma verdi.yalamaya başladım.5dk içinde kocaman oldu. İlk defa gerçek bir penis görmüştüm.uzunluğunu sordum 20cm dedi ve gerçekten kalındı. İlk seferde bunu alabileceğimden emin değildim. Bacaklarımı açtı ve omzuna aldı.bakiremisin dedi evet ama önemi yok dedim.tamam o zaman dedi.ve başını sürtmeye başladı amıma.süperdi.yavaş yavaş ittirdi ama girmiyordu gerçekten büyüktü ve bu benim ilk denememdi. Güneş kremini aldı ve sikine iyice sürdü.yine denedi ve kafasını soktu penisinin.çok zevk aldım.yavaş yavaş ilerlemeye başladı.içimi yoğun bir haz kaplıyordu.ancak milim milim ilerleyebiliyordu.buda beni acayip zevke getiriyordu. Yavaş yavaş git gel yapmaya başladı bir yandanda göğüslerimi okşuyordu. Fulyacım aşkım süpersin diyordu. Ben konuşmak istiyordum ama konuşamıyordum.içimi yoğun bir duygu kapladı birden hayatımın ilk gerçek orgazmını yaşıyordum.süper bir duyguydu.sonra beni şezlongdan kaldırdı ve kendi oturdu benide kucağına aldı ve yine içime girdi.o 20cm içime girdikçe Ercan da benim göğüslerimi yalıyordu.5dk sonra içimden çıktı ve sikini ağzıma verdi.yalamaya başladım ve ağzıma boşaldı dışarı taşıyordu ağzımdan bir kısmını yuttum.fulyacım sen harika bir kızsın dedi.artık hep birlikte olalım tamammı dedi bende olur dedim.beraber banyo yaptık ordada 1 kere sikti beni. Sonra evine gitti. Bende yattım. Kalktığımda annemler gelmişti.babamda sex hikayeleri mangalı hazırlıyordu fulya kızım kalktın mı Ercan abinler gelecek yemeğe dedi.tamam babacığım dedim.gittim ve siyah bir elbise giydim üzerime tek parçaydı ve oldukça kısaydı.babamlar zaten bana pek karışmaz.sonra Ercan abi ve karısı geldi.tam karşıma oturdu arada göz göze geliyorduk.yine tahrik olmuştum onu istiyordum.babam zil zurna sarhoş olmuştu annemler muhabbete dalmıştı Ercan fazla içmemişti.babama baba ben arkadaşlarımın yanına disko ya gidicem beni götürsene arabayla dedim.Ercan abi atladı istersen ben götüreyim baban kafayı bulmuş dedi babam gülmeye başladı doğru dedi sen götürüver.çok sevinmiştim ercanın arabasına bindik ve gitmeye başladık. Bir tarla yoluna saptı ve tenha bir yere park etti arabayı. Bugün harikaydın canım dedi.bende sende öyleydin aşkım dedim.öpüşmeye başladık.arabadan dışarı çıktık sonra.öpüşmeye devam ettik.elbisenin üzerinden kalçalarımı avuçladı.bugün seni götünden sikemedim şimdi sikicem dedi.bende ne istersen yap sen benim kocamsın dedim. bu laf çok hoşuna gitti.karım hiç bana götten vermiyor intikamımı senden alıcam dedi.eğildim ve sikini yalamaya başladım.gene kocaman oldu.beni arabanın üzerine domalttı. Elbisemi yukarı sıyırdı.ve siyah tangamı gördü.aşkım çok harikasın dedi.onuda çıkardı ve cebine koydu. Senden hatıra kalsın dedi.göt deliğimi yalamaya başladı.yavaş yavaşta parmaklarını sokturdu.yeterince büyüyünce sikini getirdi.başını ittirdi ama götüm amımdan daha da dardı.aşkım şimdi biraz acıyacak ama inan çok fazla zevk alacaksın dedi.bende kafamı salladım.ve birden ittirdi ben bir çığlık attım sanki içim yırtılmıştı çığlık atıyordum eliyle ağzımı kapadı.30sn kadar sonra acı kalmamıştı acayip zevk alıyordum.inlemeye başladım.fulyacım karıcım diye inlemeye başladı oda. Sonra götümün içine boşaldı.eğildi ve amımı yalamaya başladı.siki sertleşince arabanın üzerine yatırdı beni ve bir postada amımdan sikti.gece eve gittiğimde perişan haldeydim.ablam nerdeydin discoda göremedim seni dedi. Ben sadece güldüm.

430f7459f03e439b9da6a8ea0f3a73b7