27 Kasım 2019 Çarşamba

Gebelikte mutlaka tüketilmesi gereken 6 gıda

Genelde sağlıklı beslenmeye çalışsak da herkes ara sıra kaçamak yapar. Mesela koca bir fincan bol sütlü kahve ve yanında kremalı pasta... Ama hamileyseniz bu kaçamaklar konusunda çok daha dikkatli olmalı, gelişen bebeğinizi düşünerek beslenmelisiniz.

Mesela gebelikte daha çok protein ve kalsiyum ihtiyacı ortaya çıkar. Çünkü büyüyen bebeğinizin kemikleri ve dokuları için bunlar şarttır. Doğumsal bazı defektleri önlemek için ekstra folik asit ve kan hücrelerinin bebeğinize daha çok oksijen taşıması için ekstra demire ihtiyacınız olduğu gibi…Peki, hamilelikte nasıl beslenmeli?Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, gebelikte mutlaka tüketilmesi gereken gıdalar hakkında şu bilgileri verdi:


Tam tahıllı ürünler

Tam tahıllı ekmek ya da müsli tarzı besinler folik asit ve demirden zengindir. Kahvaltıda tüketebileceğiniz gibi, güzel bir sandviç şeklinde öğlen veya esmer pirinçten yapılmış pilav şeklinde akşam tüketebilirsiniz.

Fasulye

Fasulyenin her cinsi sofranızda olmalı. İster etlerin yanında ister salatalarla tüketebilirsiniz. Protein ve lif kaynağı olmanın yanında zengin kalsiyum, çinko, folat ve demir kaynağıdır fasulye.

Somon

Omega 3 yağ asitleri bebeğinizin beyin ve göz gelişimi için çok önemlidir. Aynı zamanda protein ve B vitamini kaynağıdır. Somon civa açısından da diğer balıklardan daha masumdur. Haftada bir tüketmeniz yeterli.

Yumurta

Süper bir protein ve amino asit kaynağıdır. Çok sayıda vitamin ve mineral içerir. Bebekte beyin gelişimi için önemlidir ama yerken iyi pişmiş olduğundan emin olunuz.

Az yağlı yoğurt

Bir fincan az yağlı yoğurt, sütten daha fazla kalsiyum içerir ama şeker ilave etmek yerine kuru ya da yaş meyve ilave edebilirsiniz.

Taneli meyveler

Yabanmersini, böğürtlen ve ahududu çok değerli besin kaynağıdır. Hem lezzetli bir ara öğün hem de garnitürdür. Yoğurt içine konabilir, tahılla karıştırılabilir. Vitamin C, potasyum ve folat açısından zengindir.

fc3a82a248a840d59fcc3cf5e016e13a

Hamilelik ruh sağlığını nasıl etkiler?

Hamilelik dönemi, aileye yeni bir bireyin katılım heyecanı ile yaşanan bir 280 günlük özel bir süreçtir. Bu dönemde kadının ruh sağlığında çeşitli değşimler yaşanabilir. Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney konu hakkında bilgiler verdi.

PembeNar Özel

Bu dönemde kadının bedeninde ve iç organlarında değişiklikler olur. Bu değişiklikler; rahim içinde büyüyen minik varlığın ihtiyaçlarını karşılamak üzere olmaktadır. Çok kısa bir dönemde oluşan bu hızlı bedensel değişiklikler ve dünyaya gelecek bebekle ilgili düşünceler kadını etkileyebilecektir. Ancak birçok kadın için hamilelik güvenli, rahat ve mutlu bir şekilde geçebilir.

İlk hamilelik kadın için oldukça streslidir. Vücudunda oluşan değişikliklerin normal olup olmadığı konusunda zaman zaman kaygıya düşebilirler. Ev işlerinin hangisi ne kadar tehlikeli olduğu konusunda kuşkulu olabilmektedir. Çalışma yaşantısında, seyahatlerinde, gezerken nelere dikkat etmesi konusunu düşünebilirler. Yedikleri yiyeceklerin ya da kullandığı vitaminlerin riskini değerlendirmek isteyebilirler.

Hamilelik süresince gittiği kontroller ve yapılan testlerin sonucu endişe yaratabilir. Doğum şeklinin ve yerinin seçimi sorun olabilir. Doğacak çocuğun sağlık yönünden sorunlu olup olmayacağı konusu sıkıntı yaratabilir. Yeni görünümünün ne kadarının kalıcı olacağı konusunda stresli olabilirler. Hamilelikte oluşabilecek hastalık ya da durumlarda ilaç kullanımındaki kısıtlamalar korku yaratabilir. Gebelik döneminde cinsellik konusunda kaygılı olabilirler. Maddi kaygılar bu dönemde daha fazla ön planda olabilir.

Gebelikte ruh sağlığı şu durumlarda daha fazla etkilenir:

- Normal gebeliklerde yaşanan; bulantı, kokudan rahatsız olma, aşerme, duygusal değişkenlikler, uyku sorunları, yorgunluk
- Daha önce düşük yapmış olmak
- Tüp bebek deneyimleri olması
- İleri yaş gebelikleri
- Birden fazla çocuk yapmayı düşünmeyenler
- Daha önce kürtaj yaptırmış olanlar
- Gebelik döneminden önce başlayıp devam eden kronik hastalığı olanlar
- Eşi ve eşinin ailesiyle sorun yaşayanlar
- Evliliği kurtarmak amacıyla çocuk yapmak
- Planlanmayan gebelikler
- Gebelik öncesi ruhsal rahatsızlık geçirmiş olmak.
Hamilelik döneminde sık rastlanan psikiyatrik sorunlar, depresyon, endişe bozukluğu ve panik bozukluğudur.

Hamilelik dönemini ruhsal olarak daha iyi geçirmenin yolları:

- Bu dönemde kaygılanılan konularda bir Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanından yardım alın.
- İnternette forum sitelerinde genellikle olumsuz hikâyeler bulunmaktadır. Bu tip bilimsellik dışında yazılanlardan uzak durun
- Dinlenmenize özen gösterin.
- Sigaradan uzak durun.
- Alkol ve uyuşturucu maddeleri hayatınızdan çıkarın.
- Eşinizle daha fazla zaman geçirin, ondan bu sıkıntıları atlatma ile ilgili yardım isteyin.
- Cinsellikten uzaklaşmayın. Hamilelikte cinsellik konusunda bilgi için Doğum uzmanınıza danışın.
- Egzersiz yapın, bu ruh sağlınıza mutlaka olumlu yansıyacaktır.
- Sevdiklerinizle zaman geçirin.
- Ruhsal olarak zorlanmaya devam ediyorsanız psikiyatrist veya psikologdan yardım almaktan çekinmeyin.

b7e4966f7328487a97475ebcff227477

Deri ayakkabıları temizlemenin püf noktaları

Doğru tekniği bilmediğinizde, deri ayakkabıları temizlemek zahmetli bir iş olabilir. Deri ayakkabılar için özel olarak hazırlanmış özel temizleme ürünleri marketlerde satılır. Ancak fazla para harcamadan deri ayakkabılarınızın kusursuz ve ışıl ışıl görünmesini sağlamak için bazı püf noktaları sizinle paylaştık.

Bir fırça ya da bez yardımıyla temizleyin

Deri ayakkabıları temizlemek için ilk tavsiyemiz yumuşak bir fırça veya bez yardımıyla yüzeydeki kirleri temizlemenizdir. Ayakkabıların bağcıkları varsa, bağcıkları sabun ve su ile yıkamanız en iyisi olacaktır. Böylece tamamen temizlenmiş olurlar. Farklı yönlere doğru fırçalayın. Yüzeye yapışan kiri ve tozu yok etmek için hafif baskı uygulayın. Son olarak temiz kuru bir bezle ayakkabıyı ovalayın.

Su ve beyaz sirke

Su ve beyaz sirke çözümü, bu tür ayakkabıların yüzeyindeki oluşan ve onların soluk ve yamalı gibi görünmesine yol açan lekelerin çıkmasına yardımcı olabilir. Ancak bu çözümü yalnızca lekeye değil, ayakkabının yüzeyine eşit bir şekilde uygulamak önemlidir. Aksi takdirde yama izi kalabilir. Çözümü ayakkabıya uyguladıktan sonra, ayakkabıyı temiz, yumuşak bir bezle kurulayın ve kuruyana kadar güneşte bekletin.

Talk pudrası

Deri yüzeylerdeki yağ lekeler genellikle kolayca fark edilir. Neyse ki bu izler talk pudrası sayesinde kolayca yok edilebilir. Bu malzeme yağı içine çeker ve ayakkabının yapıldığı malzemede yamalı bir görünüm oluşmasını önler. Öncelikle temiz, kuru, pamuklu bir bezle nem yok olana kadar yağ lekesini kurulayın. Yağı temizlerken dikkatli olun. Çok fazla ovalarsanız lekenin yayılmasına neden olabilirsiniz. Daha sonra lekeyi yok etmek istediğiniz bölgeye talk pudrasını dökün ve bir gece o şekilde bekletin. Sonraki sabah ayakkabıları silkeleyin ve yumuşak bir fırça yardımıyla kalan pudra izlerini yok edin.

Zeytinyağı

Deri ayakkabılar için zeytinyağı kullanmak, onların daha pürüzsüz ve parlak görünmelerini sağlayabilir. Bu yüzden ayakkabılarınız donuk ve kirli görünüyorsa, bu ipucunu kullanın. Balmumu veya diğer özel ayakkabı bakım ürünlerinin yerini almak için idealdir. Ayakkabıların üzerine birkaç damla zeytinyağı damlatın ve temiz, yumuşak bir bezle ovalayın.

Muz kabuğu kullanın

Deri ayakkabıları muz kabuğuyla temizleyebileceğinizi biliyor muydunuz? Genellikle muz kabuklarını çöpe atarız. Ancak aslında onları evde farklı amaçlarla kullanabiliriz. Kabukların içindeki bileşenler deride biriken kalıntıları temizlemeye yardımcı olur. Böylece deriye ışıl ışıl parlayan bir yüzey kalır. Muz kabuğunu alın ve ayakkabıların beyaz kısımlarını ovalayın.Sonra kalıntı yok olana kadar pamuklu bir bezle ayakkabıyı parlatın. Son olarak temiz havada kurumaları için ayakkabıları dışarıya koyun.

f06005a4c72647ae983884af6dce6b31

Temizlik ürünlerindeki tehlike

Genel Cerrahi Op. Dr. Öğr. Üyesi Doç. Dr. Burak Kavlakoğlu, evlerde kullanılan temizlik ürünleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Genel Cerrahi Op. Dr. Öğr. Üyesi Doç. Dr. Burak Kavlakoğlu, evlerde kullanılan temizlik ürünlerinin içilmesi haline yaşanan tehlikeler konusunda açıklama yaptı. Evde kullanılan temizlik ürünlerinin içimi yemek borusunda hayat boyu devam eden tahribata neden olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Burak Kavlakoğlu, "Kolay elde edilen koroziv maddelerin kazara içimi önemli bir sosyal sorundur.Nadiren ölüme yol açsa da oluşturduğu sıkıntı hayat boyu devam eder. Evde kullanılan temizlik ürünleri en sık içilen koroziv maddelerdir. Koroziv yanıkların yaklaşık yüzde 20'si yemek borusunu etkiler.


Bu maddelerle hasar genellikle yemek borusunun en iç tabakasında sınırlı kalır. Endoskopik inceleme yanığın derecesini belirlemede en etkin yöntemdir. Bu hastaların yüzde 3-57'sinde striktür (darlık) gelişir. Koruyucu tedavide oral alım kesilir, enflamasyon ve enfeksiyona karşı antibiyotik ve kortizon tedavisi başlanır. Yemek borusunda delinme gelişen vakalarda acil, ağır darlık gelişen olgularda planlı cerrahi tedavi gerekir. Tedavi yöntemine yanığın derecesi, hastanın klinik durumuna göre karar verilmelidir" dedi.


"Bu maddeler yanlışlıkla içilmekte ve özofagus yanıklarına neden olmaktadır"

Koroziv madde içimiyle üst gastrointestinal sistemde hızlı, ilerleyici ciddi yanıklar meydana geldiğini belirten Genel Cerrahi Op. Dr. Öğr. Üyesi Doç. Dr. Burak Kavlakoğlu, "Bu klinik tablo koroziv yemek borusu olarak adlandırılır. Hasarın akut dönemi atlatılırsa iyileşme sürecinde yemek borusunda darlık veya kanser gelişebilir. Koroziv maddeler, çocuklarda kazara içilir. Çocuklarda 5 yaş altında, en sık 2 yaş civarında gözlenir. Son 10 yılda koroziv madde içeren ev temizlik ürünlerinin orijinal ambalajları dışında satışının artması ile bu olgularda artış görülmüştür.

Boş içecek şişelerinde yemek borularında edilen bu maddeler yanlışlıkla içilmekte ve özofagus yanıklarına neden olmaktadır. Ambalajı olmayan bu maddelerin konsantrasyonu hakkında da bilgi edinilememektedir.Oysa koroziv yemek borusu kostik maddenin konsantrasyonu ve PH'sı, alınan miktar ve mukoza ile temas süresi önemlidir. Oral alınan maddenin katı veya sıvı olduğunun bilinmesi temas süresi hakkında bilgi verir. Katı gıdalar yutak bölgesini daha fazla etkilerken sıvılar yemek borusunda daha yaygın hasara neden olurlar" ifadelerini kullandı.


"İlk değerlendirmede patolojik bulgu tespit edilemeyebilir"

Doç. Dr. Burak Kavlakoğlu, Koroziv madde içiminde tanı amacıyla çeşitli görüntüleme yöntemleri kullanılabildiğinin altını çizerek, "İlk değerlendirmede patolojik bulgu tespit edilemeyebilir. Şüpheli durumlarda delinmeyi dışlamak için suda çözünen kontrast madde ile çekilen tomografiler tetkikin değerini artırır. Tomografi daha çok darlık gelişen hastaların tanı ve takibinde kullanılır" diye konuştu.

Koroziv yemek borusu tedavisinde amacın darlık oluşumunu engellemek olduğunu kaydeden Doç. Dr. Burak Kavlakoğlu, "Erken dönemde çok ağır hasar ortaya çıkmışsa genellikle yemek borusunun cerrahi olarak çıkartılması ve yemek borusunun boyuna ağızlaştırılması tercih edilen yöntemdir. Bu süre zarfında hastalar mide bağırsak sistemine takılan bir katater ile beslenmektedir. Onarıcı cerrahi genellikle bu ameliyattan 6 ay sonra yapılır" şeklinde konuştu.


Yanlışlıkla temizlik ürünü içen kişilerde başlıca komplikasyonun darlık gelişimi tespit ettiklerini bildiren Doç. Dr. Burak Kavlakoğlu, "Koroziv yemek borusu yanıklarından sonra genellikle 3 hafta ile 3 ay sonra darlık görülür. Temastan sonraki 3 ve 4'üncü haftalarda çekilen baryumlu grafi ile darlık tespit edilir.Hafif ve orta düzeydeki darlıklar tekrarlayan bujilerle genişletilerek tedavi edilir. Yine bizim hastamızda tespit ettiğimiz dar, uzun, kalın duvarlı ve sık aralıklarla olan striktürlerde cerrahi tedavi gerekir. Bu amaçla daralmış olan yemek borusu uygun teknikle yerinden çıkartılır. Ardından hasar durumuna göre mide veya kalın bağırsaktan yeni yemek borusu oluşturulur" dedi.


Yakın zamanda kendilerine yanlışlıkla temizlik ürünü içme şikayeti ile başvuran hasta hakkında da açıklama yapan Doç. Dr. Burak Kavlakoğlu, tedavi sürecini şöyle açıkladı: "Bizim olgumuz 4 yıl önce kimyasal temizlik madde içmesi sonucu, yapılan tüm tedavilere rağmen kalıcı darlık gelişen bir hastaydı. Bu şikayetlerle hastamız hastanemizin genel cerrahi polikliniğine başvurdu. Yaşadığı bu olayda yutma yeteneğini tamamen kaybeden hastamız midesine takılan bir tüple beslenerek hayatını devam ettiriyordu. Endoskopik ve radyolojik incelemeler sonucunda boyunda çok yüksek seviyeli 4cm'lik ve mide girişine yakın yaklaşık 10 cm'lik bir bölümde tükürüğünü yutmasına dahi izin vermeyen bir darlık tespit edildi. Bu hastamızın kendi yemek borusu yerinden çıkartılarak midesinden yeni bir yemek borusu yapıldı. Ameliyattan sonra sorunsuz seyreden hastamız şifa ile taburcu edildi".


2fd56dd40af94a1ca5ff34d3d6d1ed4f

Rahim içi kanseri neden olur?

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolojik Onkoloji Doktoru Prof. Dr. Polat Dursun, rahim kanseri konusunda kadınları uyardı.

"Endometrium kanseri endometrium olarak isimlendirilen rahim iç zarının kanseridir" diyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolojik Onkoloji Prof. Dr. Polat Dursun, "Rahim, alt kısımda vajinaya uzanan serviks (rahim ağzı) ve üst kısımda gövde olarak adlandırılan iki kısımdan oluşur. Gövdenin de iki kısmı vardır. İç kısmına endometrium denir. Hemen hemen tüm endometrium kanserleri endometriumun salgı yapan hücrelerinden oluşur ki bu kanser türüne endometrium adenokarsinomu denir. Diğer kanser türleri daha nadir görülür" dedi.

Rahim kanserinin kadınlardaki tüm kanserler arasında dördüncü sırada olup, aynı zamanda en sık görülen kadın üreme sistemi kanseri olduğunu belirten Dr.Polat Dursun, "Rahim kanseri genellikle menopoz sonrası yıllarda ortaya çıkmaktadır. Genellikle 60 yaş civarında görülür. Endometrium kanserine neyin sebep olduğunu tam olarak bilemiyoruz, ancak bu hastalıkla ilişkili bazı risk faktörleri vardır.

Birçok endometrium kanseri hormon bağımlıdır. Bir kadındaki hormon düzensizliği endometrium kanserine sebep olabilir. Endometrium kanserinde bilinen risk faktörleri erken yaşta başlayan adet, gecikmiş menopoz, infertilite (kısırlık) ve obezite (şişmanlık) gibi kadında östrojen miktarını artıran durumlardır" diye konuştu.

Prof. Dr. Polat Dursun, rahim içi kanseri risk faktörlerini ise şöyle sıraladı:

"Toplam adet sayısı:'' Erken başlayan ve geç yaşa kadar devam eden adet görmek.

İnfertilite ve doğum yapmamış olmak: Gebelikte endometriumu koruyan progesteron hormonu artar.

Obezite: Obezite östrojen miktarını artırarak endometrium kanseri riskini artırır.

Tamoksifen: Tamoksifen meme kanseri tedavisinde kulanılan bir ilaçtır ve endometrium kanseri riskini artırır.

Östrojen tedavisi: Menopozdaki kadınlarda menopozal yakınmaların tedavisi için kullanılır (kemik erimeleri, sıcak basmaları). Östrojenin rahim içindeki kanser yapıcı bu etkisini azaltmak için progesteron kullanılır. Östrojen replasman tedavisine doktorunuzla tartışılarak karar verilmelidir. Yıllık kontroller önemsenmelidir. Anormal kanama gibi durumlarda doktora başvurulmalıdır.

Hormon üreten yumurtalık tümörleri: Östrojen miktarını artırarak etki edebilir.

Hayvani yağlardan zengin diyet: Bu durum birçok kanser riskini ve endometrium kanseri riskini de artırmaktadır. Aşırı enerji vermeleri obeziteye sebep olur, ayrıca östrojen düzeylerini artırmak gibi bir etkisi de vardır.

Şeker hastalığı ve hipertansiyon.

Aile öyküsü: Küçük bir grup endometrium kanseri vakaları ailevi kalıtsallık (genetik geçiş) gösterir. Aile üyelerinde bağırsak ve endometrium kanseri hikayesi olan kadınların genetik yatkınlık açısından genetik danışmanlığa ihtiyacı vardır. Genetik incelemeler riski gösterebilir. Bu kadınlarda endometrium örneklemesi ile tarama yapılmalıdır.

Meme ve over kanseri: Meme ve over kanseri olan kadınlar endometrium kanseri açısından yüksek risklidir. Daha önce pelvik ışın tedavisi almış olmak. Rutin pelvik muayene ile tanı konulması zordur ve faydalı bir tarama testi yoktur. Birçok kadın belirtileri olunca tanı alır. Kişilerin kendilerini takip etmesi ve anormal durumlarda doktorlarına başvurması gerekmektedir. Bu şekilde erken evrede tespit edilebilir.

Bazı durumlarda kanser herhangi bir belirtiye sebep olmadan ilerleyebilir. Rutin pelvik muayenede smear alınması serviks kanseri için bir tarama yöntemidir, ancak endometrium kanserinin taranmasında çoğu zaman faydalı değildir. Menopoz döneminde tüm kadınlar endometrium kanseri konusunda bilgilendirilmelidir ve anormal kanama gibi durumlarda doktorlarına başvurmalıdırlar. Endometrium

kanserinin en önemli bulgusu menopoz sonrası olan kanamalardır. Menopoz öncesi kadınlarda ise düzensiz kanamalar, ara kanamaları ve kanama miktarının artması bu kanserin bulgusu olabilir. Tamoksifen kullanan meme kanserli hastalarda endometrium kanseri riski 4 kat artmaktadır. Bu nedenle meme kanserli kadınların jinekolojik muayenelerini ihmal etmemeleri gerekmektedir."

Rahim kanseri tedavisi hakkında da bilgi veren Prof. Dr.Polat Dursun, "Tedavi kesinlikle kanserle ilgilenen jinekologlar (jinekolog onkolog) tarafından planlanıp yapılmalıdır. Endometrium kanseri tanısı konulduktan sonra başlıca dört tedavi seçeneği vardır. Cerrahi, radyoterapi, hormonal tedavi ve kemoterapi. Cerrahi tedavi endometrium kanserinde ana ve ilk tedavi yöntemidir. Ancak bazen bu tedavi yöntemlerinin kombinasyonu kullanılabilir. Tedavi seçimi kanserin evresine göre değişir. Rahim kanseri ameliyatının bu konuda tecrübeli doktorlar tarafından yapılması hasta için çok önemlidir.

Rahim Kanserinde Kapalı (laparoskopik) ameliyat mümkün

Rahim kanserinde ameliyat hastanın karnını açmadan laparoskopik ve robotik yöntemle de yapılabilir. Bu şekilde yapılan ameliyatlarda hastaların ağrısı daha az olur, hastanede kalış süreleri kısalır ve daha kısa süre içinde normal hayatına ve işine dönebilir. Rahim kanserine yakalanan hastaların ameliyat olmadan önce doktorlarının bu konudaki tecrübelerini araştırmaları ve doktorlarına bu konudaki tecrübelerini sormaları kendileri için iyi olacaktır" dedi.

Rahim kanserinde Doğurganlığı koruyucu tedavi yapılabilir

Endometrium kanseri hasta eğer doğurganlık döneminde ve çocuk doğurmak istiyorsa doğurganlığı koruyucu tedavi uygulanması gerektiğini belirten Dr.Polat Dursun, "Ancak bu tedavi seçeneği belli şartlarda uygulanmalı ve riskleri kesin olarak bilinmelidir. Bu tedaviye karar verecek olan tüm riskleri anladıktan sonra hastanın kendisidir. Eğer bu tedavi seçilmiş ise tedavi bir an önce başlanmalı ki burada tedavi tam kürtaj dediğimiz rahim iç zarının alınması gereken kesiminin tümüyle alınması ve yüksek doz hormonal tedavidir.

Tedavi sonrası bu hastaların takibi özellik istediğinden bunlar yakından izlenmelidir. Tedavi sonrası gebelik süreci olabildiğince erken başlatılmalı ve gebelik sonrası endometrium kanserinin tedavisi kesin olarak yapılmalı; yukarıda bahsedilen rahim çıkartılması ve ek cerrahi tamamlanmalıdır" diye konuştu.

3f5f2ebe2c144e47a9a01894461e38d8

Ahşap mutfak ürünleri ne kadar sağlıklı?

Tahta mutfak araçlarında üreyen bakteriler ve iyi durulanmayan kimyasallar vücutta pek çok sıkıntıya hatta kansere bile neden olabiliyor! Gastronomi Bölümü Öğretim Görevlisi Gökhan Taşpınar bakın neler söyledi

Mutfaklarda ahşap eşya kullanımı her ne kadar estetik bir görüntü yaratsa da sağlık açısından önemli riskler taşıyor. Özellikle gıdayla birebir temas eden ahşap tabaklar ve tahta kaşıklar, yeterince temizlenmediği takdirde bakterilerin üremesi için uygun bir ortam oluşturuyor. Ahşap malzemelerde bakteri birikmesi ciddi hastalıklara yol açabilirken insandan insana hastalık taşınma riskini de artırıyor.


Kansere yol açabilir

Ahşap mutfak malzemelerinin özensiz temizliği sonrası kalan kimyasal madde kalıntılarının kanser yapıcı etkiye sahip olduğunu vurgulayan Gastronomi Bölümü Öğr. Gör. Su Ürünleri Mühendisi Gökhan Taşpınar, "İyi temizlenmediğinde tahta tabakların içinde kalan gıda kalıntıları uzun süre bekleyerek bakteri üremesine sebep olabilir, bu tabaklarda yemek yiyen kişilerde gıda zehirlenmesi ya da kimyasal madde kalıntılarına bağlı zehirlenmeler ve uzun vadede kanser vakaları görülebilir" dedi.

Mümkünse mutfağa hiç sokmayın!

"Halk arasında ahşap malzemeler daha sağlıklı olarak bilinir ancak özellikle mutfaklarda ahşap eşyaların az kullanılması, mümkünse mutfağa hiç alınmaması tercih edilmeli" diyen Gökhan Taşpınar, ancak mutfakta ahşap gereç kullanılıyorsa boyasız ve cilasız olmaları ve malzemelerin karbonatlı suda bekletilerek temizlenmeleri gerektiğini söyledi.

Restoranlarda risk daha yüksek

Temizlikte kullanılan deterjanların durulama ile malzemeden tamamen çıktığından emin olunması ve ahşapların kesinlikle nemli şekilde bekletilmeyip bir an önce kurutulması gerektiğini vurgulayan Gökhan Taşpınar, bu konuda restoranlar ve gıda firmalarında riskin daha yüksek olduğunu belirtti.

Taşpınar, "Ahşap malzemelerin temizliğinde restoranlar için herhangi bir denetim standardı yok ancak ilgili Bakanlık memurları veya işletmelerin kendi veya anlaşmalı mühendisleri tarafından sürekli bir denetim yapılması gerekir. Ama ahşap malzeme için en güvenilir yöntem mutfağımıza olabildiğince sokmamamızdır" diye konuştu.


9d4acdb054e34e97b484454533a7d5da

25 Kasım 2019 Pazartesi

Hamilelikte yaşanan stres çocuğun kişiliğini bozuyor

Gebelikleri sırasında ağır stres yaşayan annelerin bebeklerinde, gelecekte kişilik bozukluğu gelişme olasılığının neredeyse 10 kat arttığı ortaya çıktı

Finlandiyalı uzmanların yaptığı araştırma, hamileyken ağır stres altında olan annelerin çocuklarında, 30 yaşına gelene kadar kişilik bozukluğu görülme olasılığının 9 buçuk kat yükseldiğini ortaya koydu.


Araştırma çerçevesinde Helsinki'de yaşayan 3 bin 600 kadınla gebelikleri sırasında düzenli olarak görüşüldü. Kadınların bebeklerini 1975-1976 yıllarında dünyaya getirdiği, çocukların izleyen süreçte takip edildiği belirtildi.


Çocuklar 30 yaşına gelene kadar hepsi yatarak tedavi gerektiren ağır vakalar olmak üzere 40'ına kişilik bozukluğu teşhisi koyuldu.


Araştırmacılar, gebelikleri sırasında ağır stres altında olduklarını ifade eden annelerin çocuklarında kişilik bozukluğu gelişme olasılığının 9 buçuk kat, orta seviyede strese maruz kalanların çocuklarında da 4 kat arttığını gözledi.


Annelerin maruz kaldığı stresin ilişki sorunları, sosyal faktörler ve psikolojik problemlerden kaynaklanıyor olabileceği belirtilirken gebelikteki stresin çocukta kişilik bozukluğu riskini nasıl artırdığının ise henüz bilinmediği kaydedildi.


Geçmişte yapılan çalışmalarda gebelikteki stres ile depresyon, endişe bozukluğu ve şizofreni arasında bağlantı olduğu ortaya koyulmuştu. Uzmanlar, gebelik sırasında kadınların evde ve iş yerinde desteklenmesi, dinlenmelerinin ve nasıl hissettiklerini anlatmalarının sağlanması gerektiğine işaret etti.


6b52f6487e624b82944c58ce76936511

Böcek ilacı kalıntısı tüp bebeğe engel mi oluyor?

Eğer tüp bebek denemeleriniz başarısızlıkla sonuçlanıyorsa bir de yediklerinizi gözden geçirin. Çünkü, pestisit (böcek ilacı) kalıntısının başarısız döllenmeye sebep olduğu ortaya çıktı.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, ABD'de yapılan araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:


"Tüp bebek tedavisi olan kadınlar arasında yapılan çalışmada günde iki porsiyondan fazla çilek ve biber yiyen kadınların çocuk sahibi olma oranı bir porsiyondan daha az yemek yiyen kadınlardan yüzde 26 daha az çıkmıştır.


Çalışma, üreme konusunda tıbbi yardım alan 325 kadına yedikleri diyetleri tanımlamalarını isteyen bir anketle yapıldı. Araştırmacılar, hangi kadınların hamile kalıp bebek sahibi olduklarını ve en fazla pestisit kalıntısı barındırma eğiliminde olan yiyecekleri belirlemek için de ABD Tarım Bakanlığı'ndan bir veri tabanı kullanarak bu kadınların yediklerini bildirdikleri meyve ve sebzeleri analiz ettiklerini belirtmişlerdir.


Araştırmaya katılan gönüllüler arasında 228 kadının bir bebeği vardı, ancak çocuk sahibi olma olasılığı, tarım ilacı artık oranı yüksek olan daha az meyve ve sebze yiyen kadınlar arasında daha büyüktü."


95bce3a77d7c4cd0aaf9536ce9d6742f

Hamilelere ödemden kaçınmak için 'tuz ve şeker' uyarısı

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, "Anne adaylarının, gebelik süresince tuz ve şekerden olabildiğince uzak durması gerekir. Ödemden kaçınmak için yine ayakları yüksekte tutmakta yarar var." dedi.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, anne adaylarının gebelik süresince tuz ve şekerden olabildiğince uzak durması gerektiğini belirterek, "Ödemden kaçınmak için yine ayakları istirahat halindeyken ya da çalışma esnasında daha yüksekte tutmakta yarar var. Ayağı yüksekte tutmak, tuzsuz ya da az tuzlu yemek tüketmek alınacak en önemli önlemler." dedi.

Prof. Dr. Buyru, yaptığı açıklamada, hamileliklerinin son ayları yaz mevsimine denk gelen anne adaylarının çok zorlandıklarını, çoğu gebenin ödemle karşılaştığını belirtti.

Özellikle bacaklarında ve vücudunda meydana gelen şişlik ve ödemin hamilelerin hareketlerini kısıtladığına ve günlük yaşamını zorlaştırdığına dikkati çeken Buyru, "Önemli olan ödemin bir hastalığın, gebeliğe bağlı 'preeklampsi' dediğimiz gebelik zehirlenmesinin belirtisi olup olmadığının ortaya konulması. Eğer gebenin tansiyonu normal seyrediyorsa sadece ayaklarında ve ayak bileklerinde bir ödem, şişlik varsa bunun bir önemi yok. Ama tansiyon yüksekliğiyle beraberse mutlaka çok yakından izlenmesi ve belirli önlemler alınması gerekir." diye konuştu.

Anne adaylarının ödemden daha az etkilenmesini sağlamanın mümkün olduğunu ifade eden Buyru, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tuzdan kaçınmak gerekir. Gebeler zaman zaman tansiyonum düştü diyerek (gebelikte tansiyonun düşmesi normal) tuzlu ayran ya da tuzlu yiyeceklere yönelebiliyorlar. Bu çok doğru değil. Anne adaylarının, gebelik süresince tuz ve şekerden olabildiğince uzak durması gerekir. Çünkü düşük tansiyonun halsizlik dışında bir soruna yol açması söz konusu değil ama yüksek tansiyon hem anneyi hem bebeği olumsuz etkileyebilir. Ödemden kaçınmak için yine ayakları istirahat halindeyken ya da çalışma esnasında daha yüksekte tutmakta yarar var. Ayağı yüksekte tutmak, tuzsuz ya da az tuzlu yemek tüketmek alınacak en önemli önlemler."

"Pamuk ve keten kıyafetler tercih edin"

Prof. Dr. Buyru, yaz aylarında gebelik şikayetlerini azaltmanın bir yolunun da sıcağa uygun giyinmek olduğunu vurguladı.

Anne adaylarına pamuk ve keten kıyafetler giymeleri, sentetik giysileri tercih etmemelerini öneren Buyru, hamileleri öğlen sıcağında dışarıya çıkmamaları ve güneşten korunmaları konusunda uyardı.

Hamilelerin diğer insanlardan biraz daha fazla sıvıya ihtiyaç duyduklarını bu yüzden bol sıvı tüketmeleri gerektiğine işaret eden Buyru, "Sıvı tüketirken su, soda, limonata, ayran gibi içecekler tercih edilmeli. Çok şekerli, gazlı içeceklerden uzak durmaları gerekiyor. Çünkü gazlı ya da şekerli içecekler susama hissini artırıyor." değerlendirmesini yaptı.

"Temiz olan denize ve havuza girmenin hiçbir sakıncası yok"

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, hamilelere yaz aylarında yüzmeyi önererek, "Gebelerin her dönemde yapabileceği egzersizler, hem kilo kontrolü açısından hem gebeliğin şikayetlerini azaltması nedeniyle önemli. Yaz aylarında en çok yürüyüş ve yüzmeyi öneriyoruz. Gerek denizde gerekse temizliğinden emin oldukları havuzda yüzebilirler. Aynı zamanda sabah ve akşam yürüyüş yapabilirler." şeklinde konuştu.

Havuz suyunun temiz olmasına her zaman dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Buyru, şunları kaydetti:

"Gebelikte enfeksiyonları da düşünerek biraz daha dikkatli olmakta yarar var. Gerek ilk haftalarda gerek doğuma yakın dönemde denize ve havuza girmenin hiçbir sakıncası yok. Burada önemli olan enfeksiyondan korunmak. Bunun için de denize ya da havuza girip çıktıktan sonra mayoyu değiştirmek, ıslak mayoyla uzun süre dolaşmamak önemli. Çünkü mantar enfeksiyonu, vajinal enfeksiyonlar erken doğumu ya da düşüğü etkileyebilir, tetikleyebilir."

b84fff0082af401c97fbcd44bbfe12bd

3 dakikada doğum yaptı

36 yaşındaki hamile kadın, banyoda doğum yaptı. Annenin hiçbir acı hissetmediğini söylediği doğum sadece 3 dakikada gerçekleşti.

İlk 2 doğumu 15 ve 18 saat süren 36 yaşındaki Kat Smith, 3. doğumunu 3 dakikada yaptı. Kendisi bile şaşkınlık içinde olan kadın, hiç acı hissetmediğini, dünyanın en hızlı ve en acısız doğumunu yapmış olabileceğini söyledi.


The Sun'da yayınlanan habere göre Kat, ilk 2 doğumu oldukça sancılı olduğu için kendisini en kötüsüne hazırlıyordu. İşten 28 dakika erken çıktıktan sonra eve gelerek banyoya girdi. Doğumu 4 gün sonra bekleniyordu. Banyo sırasında sadece hafif bir baskı hissettiğini söyleyen kadın 3 dakika içinde bebeğini kucağına aldı.


Aynı günün sabahı kasığında bir hareketlilik hissederek uyanan Kat, doğumu yakın olduğu için normal olduğunu düşündü. İşe gittiğinde yine aynı şeyi hissedince dinlenmek için işten biraz erken çıktı. Önceki doğumlarının tam tersine en ufak bir acı hissetmediği için doğum yapma ihtimali aklının ucundan geçmiyordu.


Saat saat Kat'in doğum yaptığı gün

10.45'te işten çıktı11.05'te banyoya girdi11.10'da karnında bir baskı hissetti11.13'te bebek doğdu11.30'da ambulans geldiDuygu Bay / PembeNar










7c9aceca3416463ab810c47bdf6ab7b0

Yanlış şekilde tükettiğiniz 8 yiyecek

Son zamanlarda çok popüler olan ve hayatımıza sık sık giren besinleri aslında yanlış tükettiğinizi biliyor muydunuz? İşte doğru bildiğiniz ancak yanlış şekilde tükettiğiniz 8 yiyecek.

Keten tohumu

Keten tohumu, vücut için değerli madde olan lif, omega-3, liganlar ve bitki besinlerini içerir. Ancak bütün olarak tükettiğiniz de vücudunuz sindiremeyebilir. Bu nedenle , keten tohumu tüketmeden önce mutlaka ezerek tüketmelisiniz.

Kuşkonmaz

Kuşkonmazı asla mikrodalga fırında pişirmeyin. Besinlerin suda çözünür olması nedeniyle bu, bitkinin C vitamini içeriğini tüketir. Kuşkonmaz saplarını pişirmek için ideal bir yol buharda veya kızartma yöntemi olabilir.

Domates

Domatesi çiğ tüketmemelisiniz. Mutlaka pişmiş olarak yiyebileceğiniz domatesin tümörlere ve kalp hastalıklarına karşı koruyan likopeninden faydalanabilirsiniz.

Siyah çay

Siyah çay en çok tüketilen içeceklerden biridir, ancak sütle karıştırmamaya dikkat edin. Süt proteinleri çay besinlerini emmeyi zorlaştırdığından çayın kardiyovasküler yararlarını engeller.

Çilek

Çilek, çoğu kırmızı meyveye benzer şekilde lif, antioksidanlar ve C vitamini bakımından zengindir. Bu tarz meyveler asla kesilerek tüketilmemelidir. Çilek kesildiğinde ışığa ve oksijene karşı hassas olur ve besin değerini kolayca kaybeder.

Sarımsak

Sarımsak, havaya maruz kalma ile gücünü artıran bir antitümör enzimi olan allisin içerir. Sarımsağı kıydıktan sonra en az 10 dakika dinlenmeye bırakılmalıdır. Bu şekilde, faydaları inanılmaz olacaktır.

Yoğurt

Yoğurdun üzerinde biriken suyu asla dökmeyin! Bu suyun ismine protein ve B12 vitamini içeren peynir altı suyu adı verilir. Bu nedenle, lavaboya asla atılmamalıdır. Yoğurdu tüketmeden önce bu su ile karıştırarak tüketebilirsiniz.

Fasulye

Kuru fasulyeyi mutlaka 1 gece öncesi suda bekleterek tüketmeniz gerekir. Böylece içerisindeki gereksiz maddelerden arınmış olacaktır.

aa6a14078f3847ee9e9918ecf81bf317