7 Ekim 2020 Çarşamba

İşe bisikletle gitmek erken ölüm riskini azaltıyor

Imperial College London ve Cambridge Üniversitesinde görevli bilim insanları yaptığı araştırmaya göre, işe bisikletle gitmenin erken ölüm riskini azalttığını ortaya koydu.

ABONE OL


New Atlas sitesinin haberine göre, Imperial College London ve Cambridge Üniversitesinde görevli bilim insanları, İngiltere ve Galler'de 1991-2016 yıllarında işe gidip gelen 300 bin kişiyle ilgili nüfus verisini inceledi.


Sonuçları "The Lancet Planetary Health" dergisinde yayımlanan araştırmada, işe bisikletle gidenlerin, araçlarıyla gidenlere göre erken ölüm riskinin yüzde 20, kardiyovasküler rahatsızlıktan yaşamını yitirme olasılığının da yüzde 24 azaldığı görüldü.


Kanserden ölüm riskinin bisikletle işe giden grupta yüzde 16 düştüğü, bu kişilerde kanser teşhisi oranının da yüzde 11 azaldığı gözlendi.


İşe trenle gidenlerde de erken ölüm riskinin yüzde 10, kardiyovasküler rahatsızlıktan yaşamını yitirme ihtimalinin yüzde 20, kanser teşhisi oranının da yüzde 12 düştüğü tespit edildi.


Çalışmada, işe yürüyerek gitmek de kanser teşhisi oranlarında yüzde 7'lik düşüşle ilişkilendirildi.


cbb4aa09a9b3405e9ebed1ca267204c0

5 Ekim 2020 Pazartesi

Yaşlandığımızda araç sürmek neden zorlaşıyor? Buna dikkat!

Yaşlılıkla birlikte gelen normal değişimlerin yanı sıra ilaç kullanımı, çoklu kronik hastalıklar ve öz güven kaybı sürüş yeteneklerini değiştiriyor. Özellikle şerit değiştirirken, trafiğe girerken, fren-gaz dengesinde, takip mesafesinde ve dikkat düzeyinde problem yaşanabiliyor. Gerontolog F. Sıla Ayan, önemli bilgiler paylaştı

Yaşlıların düşük kilometrelerde ve sadece sağlıkla ilgili acil durumlarda araç kullanan acemi şoförler olarak algılandığını belirten Gerontolog Öğr. Gör. F. Sıla Ayan, "Bununla birlikte herhangi bir kaza durumunda daha kırılgan ve daha kolay yaralanabilir konumdalar. Uygun araç kullanma yeteneği kaybedildikten sonra ABD verilerine göre erkekler 6 kadınlar 10 yıl daha yaşadıkları düşünüldüğünde ya trafik kurallarımızın, ya ürettiğimiz araçların ya da yaşlı dostu ulaşım imkânlarımızın geliştirilmesi gerektiğini görüyoruz" dedi.

'Kavşak olmayan yerlerde ölümcül kazalar görülüyor'

Sürücülüğün bırakıldığı dönemden sonra yaşlılarda izolasyon görüldüğünü ve bu duruma bağlı patolojiler geliştiğini ifade eden Gerontolog F. Sıla Ayan şunları söyledi: "Araç kullanamayan yaşlılar en çok yürüme yolunu tercih ediyor. Buna karşın yürüme yoluyla ulaşımı gerçekleştiren bireylerde yüzde 64 oranında kavşak olmayan yerlerde ölümcül kazalar görülüyor. Bisiklet kullanımında genç yaşlarda gelişmeyen alışkanlıkların ve buna uygun dizayn edilmeyen toplumların yaşlılıkta değişmesini beklemek gerçekçi değil"

'Demans hastası yaşlıların çoğu araç kullanırken kayboluyor'

Özel ulaşım kartlarının ve yerel uygulamaların yeterli olmadığını ifade eden Ayan, "Yaşlılara yönelik yaygınlaştırılmış farklı hizmet modellerini organize edememek onları sorunlarını bireysel çapta çözmeye itiyor. ABD verilerine göre Demans hastaları tanı aldıktan 3-4 yıl sonrasına dek araç kullanımına devam ediyor ve bu kitlede kaza riski sağlıklı yaşlılara göre iki kat fazla. Demans hastası yaşlıların çoğu araç kullanırken kayboluyor ve bu durum genellikle ölümcül kazalarla sonuçlanıyor" diye konuştu.

Yaşlıların sürüş yeteneklerinin değerlendirilmesi hakkında konuşan Ayan, "Bu konuyla ilgili ülkemizde herhangi özgün bir düzenleme olmamakla birlikte ABD ve Avrupa'nın birçok ülkesinde kullanılan resmi sürüş değerlendirmeleri genellikle 45-60 dakika sürer ve kişilere trafiğe kapalı ve açık ortamlarda yapılan sürüş testlerinin sonucunda 5 tür tavsiye verilir:

1-Kısıtlama olmaksızın araç kullanımı

2-Bazı kısıtlamalarla (gece-gündüz, hız, süre vs.) araç kullanımı

3-İlerleyici hastalık varlığında düzenli kontrollerle araç kullanımı

4-Araç kullanmayı bırakmak

5-Alternatif seyahat yardımları almak

Ülkemizde de bu metotlardan yola çıkarak ulusal bir sistem geliştirilebilir" dedi.

Sizin İçin SeçtiklerimizVodafoneBu Aya Özel 25 TL'ye 7 GBVodafoneEnza HomeEnza'da %45'e varan İNDİRİM fırsatı!Enza HomeVikings: Free Online GameBu oyunu 1 dakika oynayın ve neden herkesin hayran olduğunu görünVikings: Free Online GameTaboola'danTaboola'dan c45c66a6f31a444ab0ed358a892c931e

Kadınlarda baseni, erkeklerde göbeği büyütüyor! Diyet ve sporla gitmiyor!

Yediklerimiz, içtiklerimiz, çevre koşulları ve daha niceleri… Bedenimizi ağır metallere mahkum eden bu etkenler, kadınlarda basen, erkeklerde göbeği büyüterek 'toksik obezite'ye yol açıyor. Dr. Buğra Buyrukçu, diyet ve sporun çare olmadığı toksik obeziteyi anlattı

ABONE OL


Kadın Sağlığı Derneği Başkanı ve Fitoterapi Uzmanı Dr. Buğra Buyrukçu, bugün birçok ülkenin toksik obeziteyle mücadele ettiğini, hastalığın bölgesel zayıflamadan farklı olduğunu belirtti.


Vücudun metabolize edemediği toksinlerin, bedende kaldığı süre boyunca çok çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığını hatırlatan Dr. Buyrukçu, şunları söyledi:


Obeziteye yol açtığı ise yeni ortaya çıktı

"Biriken toksinler ise sabahları yorgun uyanma, unutkanlık, halsizlik, gün içerisinde sürekli uyuma isteği, mutsuzluk, yaşamdan zevk almama, isteksizlik, sırt ve boyun ağrıları, baş ağrıları, cinsel istek ve performansta eskiye göre azalma, çabuk hastalanma, tansiyon, şeker hastalığı başlangıcı ve daha pek çok soruna yol açıyor. Obeziteye yol açtığı ise yeni bir bilgi."

Yağlar basen ve göbekte birikiyorsa...

Toksik obezitenin en belirgin özelliğinin, yağların kadınlarda basen, erkeklerde göbek bölgesinde yoğunlaşması olduğunu vurgulayan Dr. Buyrukçu, "Bunu bölgesel yağlanmayla karıştırmamak gerekir. Toksik obezitede kişinin baseni çok büyükken kolları ve beli aksine zayıftır.

Aynı şekilde göbekte aşırı yağlanma varken diğer yerler normal orantıdadır. Bu; vücudun dışarıdan toksin aldığını gösteriyor.


Vücut onu aldığı zaman yağla kaplamakta ve kadınlarda basen, erkeklerde göbek bölgesinde yağlanma olarak ortaya çıkmaktadır.


Fruktoz yani nişasta bazlı şeker içeren meyve suyu gibi her türlü hazır içecekler, bisküvi, kek, çikolata, şekerleme gibi her türlü hazır gıdalar, cıva, kurşun ve arsenik gibi ağır metaller içeren her türlü yiyecek-içecek, ilaç ve daha pek çok şey vücut tarafından toksin olarak algılanabilir ve obeziteye yol açabilir" dedi.


Detoks ve fitoterapi ile tedavi ediliyor

Toksik obezite tanımına uygun kişilerde diyet ve sporun işe yaramadığını ama mutlaka vücutun toksik yükünün ortadan kaldırılması gerektiğini söyleyen Dr. Buğra Buyrukçu, "Sorunun bölgesel kilo mu toksik obezite mi olduğu genel muayene ve kan testi ile netleştirildikten sonra kişiye uygun tedavi yöntemi uygulanır. En etkin yöntemlerin başında dekots ve fitoterapi gelmektedir.

Toksinleri depolayan karaciğer, böbrek ve akciğerler üzerinde bu organları uyarma, toksinlerin atımını sağlama etkisi bulunan detoks, mutlaka uzman hekim tarafından yapılmalı.


Aynı şekilde uygun fitoterapi uygulamaları da vücudun ağır metal ve toksinlerden arınmasında dolayısıyla kilo vermede etkin rol oynuyor" bilgilerini paylaştı.


20090f47e4c84b179db0f8f74e842351

4 Ekim 2020 Pazar

Corona virüs beynimize neler yaptı?

Her yıl dünyadaki ölümlerin yaklaşık yüzde 16.8'inin nedenini nörolojik hastalıklar oluştururken yaklaşık 10 milyon insan bu nedenle hayatını kaybediyor. BEYİN-DER Başkanı Prof. Dr. Derya Uludüz, bu yıl tüm özel günlerde olduğu gibi 22 Temmuz Dünya Beyin Gününün de Covid-19'un gölgesinde geçtiğini ancak virüs ile mücadelede Türk sağlık çalışanlarının tüm dünyaya örnek olduğunu belirtti.

Wuhan'dan tüm dünyaya yayılan yeni tip koronavirüs, 7 ayda yaklaşık 15 milyon insana bulaştı. Tüm dünyayı eve hapseden bu virüsü bilim dünyası da yeni yeni tanırken nörolojik etkileri de yapılan araştırmalar ile ortaya çıkıyor. BEYİN-DER Başkanı ve nöroloji uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz virüsün burundan girerek doğrudan beyne ulaşma riskinin olabileceğini ve koku, tat alma sorunları gibi belirtilere dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Uludüz, bu nedenle maske kullanırken burnu kapatmanın da ağzı kapatmak kadar önemli olduğunu ifade ederek, "Çin'de virüs ilk ortaya çıktığında herkesi dehşete düşüren görüntüler virüsün kısa sürede tüm dünyada duyulmasına da yol açtı. Birden bire yürürken, bir bankta otururken yüzüstü düşerek nefessiz kalan insan görüntüleri vardı. Bunun nedeni virüsün beyin sapı dediğimiz solunum, bilinç ve kan basıncı kontrollerinde görev alan bölgeye yerleşmesi ve akciğerlerin doğru nefes alma işlevini yerine getirememesi olabileceği üzerinde duruluyor" dedi.

GPMS Derneği adına açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Aynur Özge Covid-19'un nörolojik etkilerine dikkat çekerek şunları söyledi: "Corona virüsün nörolojik anlamda da birçok etkisi var. Bu etkilerin en yaygın olanı koku alamama, tat alamama yanı sıra daha seyrek olarak epileptik nöbetler, felç ve beyin iltihabı. Felç bu risklerden en tehlikelisi. Covid-19 kanda pıhtılaşmayı arttırarak akciğerlerde oluşturduğu gibi beyne de pıhtı atmasına neden olabiliyor''.

"Türkiye'nin birüs ile mücadelesi tüm dünyaya örnek oldu"

Sağlık Bakanlığı'nın ve tüm sağlık çalışanlarının pandemi sürecini çok iyi yönettiğini belirten Prof. Dr. Özge, "Covid-19'a yakalananlarda erken dönemde ilaca başlanması, ilaç sıkıntısının yaşanmaması ve yoğun bakım ile entübe edilen hasta sayısının az olması ile birlikte Türkiye'de ölüm oranları birçok ülkeye göre daha az. Yoğun bakım yatak sayısının fazla olması ve hızlı müdahale edilmesi, filyasyon ekipleri ile virüs kapan kişilerle temas edenlerin tespit edilmesi de yine mücadelede önemli bir başarı. Ayrıca tedavide kullanılan ilaçlara erken başlanması ve bu ilaçların yan etkilerini ortadan kaldırmak için Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu ile birlikte oluşturulan tedavi protokolleri de salgının iyi yönetilmesini sağladı" dedi.

"Virüs beyin iltihabına ve beyin damarlarının tıkanmasına neden oluyor"

Covid-19 ile ilgili birçok bilimsel araştırma ile virüsün etkilerinin anlaşıldığını belirten SBÜ Gülhane EAH'dan Doç. Dr. Ömer Karadaş, 5 Mart'ta bildirilen ve virüsün nörolojik etkilerini ortaya ilk koyan vakayı da şöyle anlattı: "Bu vaka virüs için tedavi altına alındıktan bir süre sonra bilincini kaybediyor. Beyin omurilik sıvısından alınarak yapılan araştırmada virüsün ensefalit dediğimiz beyin dokusu iltihabına neden olduğu görülüyor. Daha sonra 224 vaka üzerinde yapılan bir başka araştırmada virüsün pıhtılaşmayı arttırarak beyin damarlarını tıkadığını ve felce neden olduğunu da ortaya koydu. Ancak bu nörolojik etkiler, virüsü çok ağır atlatan ve tansiyon, diyabet, kalp hastalığı gibi kronik hastalıkları olanlarda daha yüksek oranda görülüyor."

"Virüs beyne burundan hızlı ulaşabiliyor"

Solunum yolları açısından burun nemli bir ortam olması nedeniyle virüsün çok daha hızlı bir şekilde çoğalabildiğini ve beyne ulaşma riskine sahip olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Karadaş sözlerini şöyle noktaladı: "Burnumuzun içindeki kıllar aslında koku sinirlerinin uçları ve virüs o sinirleri harap ettiği için koronavirüse yakalananlarda koku ve tat alma tamamen ortadan kayboluyor. Birçok grip virüsünde de koku almada etkilenme olabiliyor ancak buradaki fark koronavirüste koku alma tamamen kayıp. Virüs burun yolu ile beyne ulaştıysa felce ya da ensefalit denilen beyin iltihabına neden olabiliyor. Akciğerlerdeki etkiler tedavi ile ortadan kaldırılabiliyor ancak beyne ulaştığında çok daha kalıcı hasarlar verebiliyor."

Covid-19'un bilinen nörolojik etkileri neler?

Covid-19'a dair araştırmaların çoğu virüsün ilk ortaya çıktığı Çin ve Uzakdoğu, Asya ülkelerinde yapıldı. Nörolojik etkileri diğer etkilerin yanı sıra daha az görülse ve bu nedenle daha az tartışılıyor olsa da hasarları bireyler üzerinde daha ciddi görülüyor.

- Nörolojik etkilenme ön planda ağır seyirli yoğun bakıma giren ve komorbid hipertansiyon diyabet gibi hastalıkları olan olgularda belirgin olarak gözlendi. Hastaların yaklaşık üçte birinde nörolojik etkiler mevcuttu.

- Enfeksiyonun ağır şekilde merkezi sinir sisteminde tutulduğu hastalarda %2-3 oranında beyin felçleri görüldü.

-Erken dönemde riskli olgularda nörolojik açıdan antitrombotikler gibi hızlı tedavilerin başlanması koruyuculuğu ciddi oranda artırdı ve ülkemizde nörolojik komplikasyonların sıklığını azaltmıştır.

-Nörolojik tutulum açısından burundan virüsün girişinin riski artırabileceğini akılda tutmak ve maske kuralına dikkat etmek gerekiyor.

3caf2bf0098d412a8275172a022a72a0

Psikolojik olarak kendini güçlü hissetmenin 10 yolu

Hayat akıp giderken hepimiz çeşitli zorluklarla mücadele ediyoruz. Kimimiz bu zorluklarla savaşırken olası bütün çözüm yollarını denerken, bir diğerimiz bu zorluğun sebebi olarak kendini suçlu hissediyor ve bir çıkmazın içine düşüyor.

0141821217c0414da2b0ec86a9a6cd91